Emre Karakoç Röportajı

Bu röportajımda sizleri,  tiyatronun büyük duayeni Haldun Dormen’in yetiştirdiği, Türk sinemasında ve tiyatroda çok iyi yerlere geleceğine inandığım, aynı zamanda gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projeleriyle de çok başarılı sonuçlar almış bir oyuncuyla, Sayın Emre Karakoç’la tanıştırmak istiyorum. Başrollerden birinde olduğu Selam filmi de 29 Mart’ta vizyona giriyor.

facebook_2029453364

Mehmet Berkay Sülek: Sizi  blog okurlarımıza tanıtarak başlamak istiyorum. Bize kendinizi anlatır mısınız?

Emre Karakoç: 1985 Mersin doğumluyum. 19 yaşına kadar Mersin’de büyüdüm, orada tiyatroya başladım. Celal Bayar Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum.  Mezun olduğum üniversitenin bulunduğu Manisa, İzmir’e çok yakın olduğu için iki şehirde de kalma imkanı buldum. Bu arada, İzmir’i çok sevdiğimi söylemeden geçemeyeceğim, çok özel bir şehir orası. Hem Manisa’da hem de İzmir’de tiyatroya devam ettim ve birçok oyunda oynadım. Şimdi de İstanbul’da oyunculuk yapıyorum.

Mehmet Berkay Sülek: Celal Bayar Üniversitesi’nde eğitim aldığınız yıllarda birçok sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdiniz. Bize bu projelerinizden bahseder misiniz?

Emre Karakoç: Aslında şu an ne diyeceğimi bilemedim. Çünkü hayatınızın bir döneminde bir şeyler yapıyorsunuz ve bu yaptıklarınızı gelecekte her düşündüğünüzde sizi gururlandıran, hüzünlendiren ama çok da mutlu eden sonuçlar doğurması tarif edilemez bir mutluluk gerçekten. Şu an hissettiğim gibi. Birilerinin hayatına etki etmeden yapamıyorum ben. Çünkü sadece kendim için yaşadığımı düşünmüyorum. Özellikle çocukların mutlu olmasını görmek, inanılmaz bir rahatlama. Bahsettiğin bu sosyal sorumluluk projeleri de işte bu sebeple çıktı zaten. Bu projelerin çıkış noktasını anlatmak isterim. 17-18 yaşlarımda izlediğim bir haberde, hiç aklımdan çıkaramadığım 4. sınıf öğrencisi küçük bir kız, Doğuda çok zor şartlarda okula gidiyor ve çok uzun bir yolu yürümek zorunda kalıyordu. Kendisine “Ne isterdin?” diyen muhabire “Bir ayakkabımın olmasını çok istiyorum” dedi ve kamera aşağıya indiğinde, yırtık ayakkabılarını görmek beni çok üzdü.  Kız her şeye rağmen, o kadar mutluydu ki gözleri parlıyordu, hayat doluydu. İşte benim bu projeleri hayata geçirmemdeki tek sebep, kesinlikle o küçük kızdır. Tiyatroyu çok seviyordum ve aklıma yardımla tiyatroyu birleştirme fikri geldi. Eğitimim sürecinde zamanımı boş geçirmeyecek ve sürekli proje üretecektim.  İlk olarak Üniversitemiz Rektörü Semra Öncü’yle toplantı yaptık. Projemi çok beğenmişti. Yardım projesinin kimlere yapılacağı belirlenecek, profesyonel bir oyun sahneye koyulacak, oradan bilet geliri elde edilecek ve sponsorlar bulunacaktı. Vali, Belediye Başkanı gibi şehrin önemli isimlerinin destekleri alınacaktı. En sonunda da toplanan bütün yardımlar dağıtılarak, proje sonuçlandırılacaktı. Çok zorluklar çektim ama bu dediklerimin hepsi oldu, hatta düşündüğümün kat kat fazlasıyla. İlk projem 5 köyden taşımalı eğitim yapılan bir köy ilköğretim okulu içindi. 243 öğrencinin tamamına ayakkabı, kıyafet, oyuncak ve kırtasiye seti; okula bilgisayarlar, projeksiyon aletleri ve eksik olan daha birçok şey aldık. Rüyada gibiydim, resmen mutluluktan uçuyordum. Başardıkça hırslandım ve yeni projeler için sponsor teklifleri almaya başladım. 4 tane okula ve yaklaşık 700 öğrenciye böyle yardım projeleri yaptıktan sonra, dev bir projeyi hayata geçirmek istedim. Proje ”ŞAFAK” doğdu ve 2010 yılında Türkiye’nin en iyi öğrenci projesi seçildi. Manisa ve İzmir’de kanser hastası bütün çocukların kayıtlarını aldık, hastanelerden ailelerini aradık ve tek tek görüştük. Hiç unutmuyorum, bir çocuk 4 saat uzaklıktaki bir köyde oturuyordu. Evlerini zar zor bulmuştuk. Projede olmayı kabul eden 33 aileyle anlaştık ve çocukların tüm isteklerini not aldık. Ne isterlerse yerine getireceğimizi söyledik. Bu proje için seçtiğimiz oyun, Ferhan Şensoy’un ‘Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı’ adlı tiyatro oyunuydu. 25 oyuncu 7 teknik ekip olmak üzere, 32 kişilik kadroyla sahnelediğimiz oyunumuz başarıyla sonuçlandı. 550 koltuklu kültür merkezine sandalyeler sığdırarak, şaka gibi ama tam 630 bilet satmıştık. Hem yönetmenlik hem de başrol bendeydi. Çok güzel tepkiler aldık. Ferhan Şensoy o gün mutlaka oyunculuğa devam etmem gerektiğini söyledi, beni cesaretlendirmişti. Projeye dönecek olursak, işadamlarının, Valinin, Belediye Başkanının, Rektörün ve daha pek çok kişinin desteğiyle, 33 kanser hastası çocuğun tüm isteklerini almayı başardık. İnanılır gibi değildi gerçekten. Proje yerel olmaktan çıkıp ulusallaşmış, Türkiye’nin çeşitli yerlerinden sayısız tebrik telefonları ve mailler almıştık. Hediyeleri teslim  ettiğimiz günde ise, hasta kardeşlerimizi ve ailelerini evlerinden alarak kültür merkezine getirdik. Müzikli bir eğlence tertip ettik, onlarla oynadık, mutlu olmalarını sağladık ve  bilgisayar, arabalı yatak, televizyon ve bisiklet gibi tamamen kendi seçimleri olan hediyelerini verdik. O kadar mutlu oldular ki hayatımın belki de en mutlu günü o gündü. Toplamda 6 Proje ve 1000’in üzerinde çocukla birebir mutluluklarını paylaşmak, ayrıca sergilenmiş 4 tiyatro oyunu. Bu projeleri anlatırken, yardım edenlere de teşekkür etmeliyim. Öncelikle Meriç Gizem Koyutürk ve Onur Tapu başta olmak üzere tüm ekip arkadaşlarıma, Rektörüm Semra Öncü’ye, danışman hocam Asena Altın Gülova’ya, hep benim yanımda olan CBÜ Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörü Zeynep Sülek’e, Vali Celalettin Güvenç’e, Belediye Başkanı Cengiz Ergün’e, Ferhan Şensoy’a, Güven Kıraç’a, Nebil Özgentürk’e, Turgay Tanülkü’ye ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.

20110725180230401_0032-1

Mehmet Berkay Sülek: Oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz? Bu kararınızdan memnun musunuz?

Emre Karakoç: Bu bir anda verilecek bir karar değil açıkçası. Süreç öyle ilerledi. Oyunculuğun hep içinde bulundum  ve çok zevk aldım. Gerek ailem, gerekse arkadaşlarımın bu konuda beni motive etmeleriyle, İstanbul’a yerleşip sinema-tiyatro-dizi oyunculuğu yapmaya karar verdim. Buraya geleli henüz iki yıl oldu ama şansımın veya çok istekli olmamın faydası diyelim, işler bu süreçte istediğim gibi gitti. Tabii ki önümde uzun bir süreç var, daha yolun başında sayılırım, öğreneceğim çok şey var. Oyunculukta sürekli kendinizi geliştirmek ve çok çalışmak gerekiyor. Ben de özellikle doğal oyunculuk için çok çalışıyor ve eğitimler almaya devam ediyorum. Verdiğim karardan kesinlikle çok mutluyum. Umarım hep mutlu olurum ve çok iyi projelerin içinde yer alırım.

Mehmet Berkay Sülek: Afganistan’da film çeken ilk Türk aktörsünüz. Bize Afganistan’la ilgili düşüncelerinizi anlatır mısınız? Orada film çekmek nasıl bir deneyimdi? Rolünüz ve film hakkında bilgi verir misiniz?

Emre Karakoç: Afganistan’da 11 gün kaldım. Bu kadar zor olacağını hiç tahmin etmemiştim. Yeni yerlere gitmeyi çok severim ama Afganistan bambaşka bir durum. İnan, insanlar orada tesadüfi yaşıyor desem yeridir. Canlı bombalar, çatışmalar… Oksijeni çok az bir yer, her gün kum fırtınaları oluyor ve göz gözü görmüyor. Çekimler başkent Kabil’deydi. Diğer yerleri tahmin bile edemiyorum. Halkın durumu içler acısıydı. Türkiye’den iki oyuncu olmak üzere, yaklaşık 40 kişilik ekiple gittik ve ekibin neredeyse tamamı dizanteriye yakalandı. Her gün hastanelere gidildi, çekimler çok aksadı. Ama bana bir şey olmadı. Filmin adı “Selam”, 29 Mart’ta vizyona giriyor. Yurt dışında bulunan Türk okullarında gönüllü olarak görev yapmaya giden üç öğretmenin hikayesini konu alıyor. Samet karakterini canlandırıyorum. Samet genç, zengin bir işadamı. Hayatta hep kendi dediğinin olmasını isteyen ve parasıyla her şeyi yapabileceğine inanan küstah bir adam. Afganistan’a öğretmen olarak giden Zehra’yı çok seviyor ve onun için Afganistan’a bile gidiyor.

Mehmet Berkay Sülek:  27 yaşında olmanıza rağmen, yaşınızdan çok daha küçük gösteriyorsunuz. Sizce bu bir avantaj mı? “Araf Zamanında” oynadığınız Ozan rolü 18 yaşındaydı. Peki sinemadaki rol yaşınız kaç?

Emre Karakoç: Bence güzel bir avantaj. Kendime çok iyi bakıyorum, devamlı spor yaparım ve sigara kullanmıyorum. Ne kadar geç yaşlanırsak o kadar iyi bence. Evet, Ozan 18 yaşındaydı, sinemadaki karakterim Samet ise 26 yaşında. Fiziksel bazı oynamalarla, örneğin sakal bırakarak yaşınızı büyük göstermek mümkün olabilir ama bence en önemlisi, oynadığınız karakterin içini doldurmak diye düşünüyorum. Karakteri canlandırmadan önce kafa yormak lazım uzun süre. Sadece fiziki değişiklik yetmez. Seyirci asla inandırıcı bulmaz ve ekranda komik durur. Yaşa uygun olarak karakteri şekillendirip, ona uygun hareketler sergilerseniz, daha inandırıcı olur diye düşünüyorum.

facebook_-799703224

Mehmet Berkay Sülek: İstanbul’daki en önemli rol modeliniz Haldun Dormen’i anlatır mısınız? Genç yaşta böyle büyük bir sanatçıyla çalışmak nasıl bir duygu?

Emre Karakoç: Tek kelimeyle müthiş bir duygu. Çok iyi bir oyuncu veya yönetmen olabilirsiniz ama iyi bir insan olmak çok daha önemli. Haldun Dormen inanılmaz iyi niyetli, kimseyi kırmayan, çok düşünceli bir adam. Onun yönettiği oyunda oynamak, ondan bir şeyler öğrenmek, inanılmaz bir şans. Türkiye’de tiyatroya emeği büyük olan, çok özel bir insan. Çok zor zamanlar geçirmiş Dormen Tiyatrosunu kurarken, büyük fedakârlıklar yapmış. Zaten o yüzden de emeklerinin karşılığını almış ve saygın bir tiyatro duayeni olmuş Haldun Dormen. Reji anlamında çok güzel teknikleri var. Ayrıca doğal oyunculuğa önem veriyor, abartıyı hiç sevmiyor, oyuncusunun gelişimini çok önemsiyor. Bu arada geçen sene, onunla beraber bir üniversiteye söyleşiye giderek, öğrencilerin sorularını beraber yanıtlamak, çok güzel bir anıydı benim için.

Mehmet Berkay Sülek: Önümüzdeki film ve dizi projeleriniz nelerdir?

Emre Karakoç: Gerek sinema gerekse dizi için görüşmelerimiz oluyor. Kariyerim için beni hep bir adım ileriye taşıyacak projelerde yer almak istiyorum, o yüzden iyi düşünüp doğru karar vermek lazım. Aceleci davranmak istemiyorum.

Mehmet Berkay Sülek: Sizin için sinema mı tiyatro mu önce geliyor?

Emre Karakoç: Bir ayrım yapmak zor, ikisinde de yaptığımız oyunculuk sonuçta. Tabii ki farklılıklar var. Mesela sinema daha teknik oyunculuk istiyor. Kameraya karşı oynuyorsunuz ve bir sahneyi belki 20 kez oynayabiliyorsunuz. Hep aynı oyunu vermelisiniz, yüzünüzün düşmemesi lazım. Tiyatroda ise bir akış söz konusu ve izleyicilerle iç içesiniz, hatanızın telafisi yok. Fakat şunu da unutmamak lazım, eğer iyi kıvırırsanız, seyirci sizin hata yaptığınızı bilmez. Bu da doğaçlama yeteneğine bağlı. Heyecanlı ve keyif verici bir şey tiyatro. Sonundaki alkış ise ödülümüz tabii.

facebook_-222683330

Mehmet Berkay Sülek: Genç oyuncu adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Emre Karakoç: Bu soruya cevap verecek seviyeye geldiğimi düşünmüyorum. Şu an için bana düşmez açıkçası. Sadece, kendim de yaptığım için, çok çalışmak ve iyi gözlem çok önemli diyebilirim nacizane.

Mehmet Berkay Sülek: Türkiye’de hangi yönetmenlerle çalışmak istersiniz?

Emre Karakoç: Sinemada çok iyi yönetmenlerimiz var. Kafaların uyuşması ve anlaşmak da çok önemli ama projenin ve rolümün iyi olması durumunda, her yönetmenle çalışabilirim. Bu tiyatro için de geçerli tabii ki.

Mehmet Berkay Sülek: Türkiye ve dünyadaki en beğendiğiniz oyuncular kimler?

Emre Karakoç: Çetin Tekindor. Onu izlemeye doyamıyorum. Her projesinde farklı bir karakter yaratıyor. Sahneleri inanılmaz güzel ve gerçekçi oluyor. “Dedemin İnsanları”ndaki tiradını tek geçerim. Böyle güzel bir oyunculuğa sadece şapka çıkarılır. Ayrıca Şener Şen’i çok beğenirim. Mehmet Aslantuğ, Zerrin Tekindor sayacağım diğer isimler. Yabancı olarak Morgan Freeman, Al Pacino, Robert De Niro, Jack Nicholson diyebilirim. Çok güzel bir sohbetti, çok keyif aldım. Sinema öğrencisi olduğun için, çok iyi bir yönetmen ve sanatla hep iç içe olman dileğiyle…

Mehmet Berkay Sülek: Bir sinema öğrencisi olarak bu söyleşiden büyük zevk aldım. Çok teşekkür ederim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s