Cihat Aşkın Röportajı

cihat_askin

Bu röportajımda sizlere ülkemizin en saygın keman virtüözlerinden birini, İstanbul Teknik Üniversitesi  Devlet Konservatuvarı eski müdürü, İleri Müzik Araştırmaları (MİAM)’ın kurucusu ve eş başkanı, basın tarafından “Bu Toprağın Kemancısı” olarak onurlandırılan, başlattığı CAKA “Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları” projesi  ile Türkiye’nin dört bir yanında keşfedilmeyi bekleyen yetenekli çocukların eğitimini ve gelişimini destelemek için keman ustalık sınıfları ve konserler düzenleyen ve 2011 yılında bu çalışması ile Donizetti Klasik Müzik Ödülleri “Yılın Klasik Müzik Etkinliği” ödülünü alan Prof. Sayın Cihat Aşkın’ı daha yakından tanıtmak istiyorum. 

Mehmet Berkay Sülek: Müzik hayatınıza mandolinle başladığınızı biliyoruz. Mandolini tercih etmenizin nedeni neydi?

Cihat Aşkın: Eskiden okullarda mandolinle eğitim yapılırdı. Mandolin teline vurduğun zaman, hemen ses veren bir enstrüman. 10-15 sene önce blok flüte geçildi ama blok flüt şarkı söylemeyi köreltti. Hayal güçlerini de söndürdüğünü düşünüyorum. Müzik eğitiminin mandolinle daha iyi olacağını düşünüyorum. Mandolin çok sevdiğim bir enstrümandı.

Mehmet Berkay Sülek: Daha sonra kemana geçmeniz nasıl oldu?

Kemana konservatuvarda başladım. Kemanı ilk kez bir Türk müziği sanatçısının elinde görmüştüm ve sesi de çok hoşuma gitmişti.

Mehmet Berkay Sülek: Minyatürler, Ege’nin Türküsü, İstanbulin, Anadolu’dan İzlenimler, Schumann gibi bir çok CD kaydınız bulunuyor. Bu kayıtların içinde sizin için en anlamlısı, en sevdiğiniz kayıt hangisi oldu?

Cihat Aşkın: Hepsinin ayrı bir anlamı var, çünkü hepsi ayrı zamanlarda kayıt edildiler. İlk CD kaydımı Macaristan’da 21 yaşındayken yapmıştım. “Mozart ve Türk Müziği” diye. LP olarak çıkmıştı. Daha sonra İngiltere’de Meridian şirketine bir CD yaptım. Türkiye’ye döndükten sonra Kalan Müzik’le ilk kaydım olan “Minyatürler”i gerçekleştirdim. Bunu Ege’nin Türküsü, İstanbulin, Schumann gibi değişik kayıtlar izledi. Hepsi belli bir dönemi, çalışmalarımı yansıtıyor. Hepsi ayrı ayrı zamanların tecrübesini ortaya çıkardığı için, hepsi benim için çok önemli.

cihat-askin-keman-son

Mehmet Berkay Sülek: Bazı Türk müzisyenler, sayıları azalmasına rağmen yurt dışında kayıt yapmayı tercih ediyorlar. Bunun nedeni nedir sizce?

Cihat Aşkın: Maalesef Türkiye’de yeteri derecede kayıt yapılamıyor. Artık tek tük de olsa tonmaisterler var. Eskiden CD endüstrisi yoktu. Türkiye’de 90’ların başında başladı. Şirketler klasik müzik eserlerine ilgi duymuyorlardı. Türkiye’de ilk klasik müzik CD’sini ben yaptım. 1998 yılında Minyatürler’i çıkardım. Tabii bunu klasik olarak kabul ediyorsak eğer. Bunun arkasından birkaç şirket daha geldi. Bunlar olmadan önce yurt dışında, sponsorla birlikte kayıtlar yapılıyordu ama satışa sunulmuyorlardı. Kurumların raflarında bulunan hediye verilen objelere dönüştü. Kalan firması ilk defa bunu Minyatürler’le başardı.

Mehmet Berkay Sülek: Peki yakın zamanda ikincisi yayınlanan Minyatürler projesi nasıl ortaya çıktı?

Cihat Aşkın: Benim yurt dışında yaşadığım yıllarda üzerinde düşündüğüm bir projeydi. Biz batılı olma düşüncesini çok irdelemişiz. Aslında Batılı olmak, hakikaten sahip olduğumuz kültür ürünlerini modern bir şekilde dünyaya sunmak . İngiltere muhafazakar bir ülke ama aynı zamanda batılı bir ülke, demokrasinin beşiği bir ülke. İngiltere bunu yapıyor. Biz ise kültürel ürünlerimize dikkat etmeden taklit yollarına girmiştik. Ben de “Batılı bir çalışma yapacağım” dedim. Kendi bestelediğim eserleri, arkadaşlarımın benim için bestelediği eserleri bu CD’ye koydum. Dolasıyla Minyatürler böyle doğdu.

images (17)

Mehmet Berkay Sülek: Türk bestecilerimizin yurt dışında algılanışları nasıl? Belli bir tanınırlığa sahipler mi? Ülkemizde bu konuda zaman zaman çok tartışmalar yaşanıyor.

Cihat Aşkın: Bizim eserlerimizi çalmak gerekiyor. Onlar da çalındığı zaman kendilerine göre bir yer edinebiliyorlar ve ilgi görüyorlar. Ama yorumcular ortaya koymadıkça çok zor. Türk yorumcuların yurt dışındaki konserlerinde mutlaka bizim bestecilerimizin eserlerine yer vermesi gerekiyor. Ben mutlaka konserlerimde Türk bestecilerin eserlerine yer veriyorum. Kültürel bir algı oluşsun diye düşünüyorum. Yabancı sanatçılar da bu eserleri çalmaya teşvik edilebilir. Sponsor desteği bulunabilir. Batılı ülkeler de zamanında aynı süreçlerden geçmişler. Türkiye’nin de aynı şeyi yapabileceğini düşünüyorum.

 Mehmet Berkay Sülek: Özellikle genç kuşak Türk bestecileri hakkında ne düşünüyorsunuz? Geniş anlamda takdir toplayabiliyorlar mı?

Evet takdir toplayabiliyorlar. Artık sınırlar kalktı. Bambaşka bir ortama gelindi. Türkiye’de yapılan bir ürün anında Almanya’da,  Hollanda’da insanlarla buluşabiliyor. Yine aynı şekilde Hollanda’da yapılan bir çalışmaya biz anında erişebiliyoruz. Standartlar, dünya standartları haline geldi. Bizim bestecilerimiz de eserlerinde, kendi renklerimizi kullanınca çok güzel şeyler çıkıyor ortaya.

Mehmet Berkay Sülek: Bana ayırdığınız zaman ve bu sıcak söyleşi için çok teşekkür ederim. Benim için büyük bir onurdu.  

IMG_0173Sayın Cihat Aşkın’la yaptığımız tatlı sohbetten bir kare…

Kendime Not: Bir  daha her garsona fotoğraf çektirme!

Görseller:

http://www.uludağ.edu.tr

http://www.vebido.de

http://www.fulyasanat.com

M.Berkay Sülek

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s