31 Mayıs 2013

Goya_Third_of_May_1808_big

Goya, kuşkusuz dünyada en çok tanınan ressamlardan biri. Velazques ve Picasso’yla birlikte İspanyol sanatının önde gelenlerinden. Goya kraliyet ressamı olarak görev yapmaktaydı. Uzun süre kraliyet ailesinin  portrelerini yaptı.

Ben bu yazımda, sanat tarihçileri tarafından başyapıtı olarak nitelendirilen “3 Mayıs 1808″ adlı tablosundan bahsetmek istiyorum. Bu tablo hala bir çok ressamı etkilemekte. Bugün Amerika’nın en başarılı ve tanımış ressamı Leon Golub, Vietnam Savaşı’nı konu edinen eserlerinde Goya’nın Üç Mayıs’ından esinlendiğini belirtiyor. Tablo, Napolyon’un Madrid’e girişi ve ertesinde yaşanan trajediyi anlatıyor. Fransız askerlerinin Madrid’e girişinden sonra halk ayaklanıyor ama isyan Fransızlarca bastırılıyor. Generallerden biri, elinde silah bulunan herkesin idam edilmesini emrediyor. 3 Mayıs da o sabahın erken saatlerinde gerçekleştirilen bu infazları gözümüzün önüne seriyor.

Ülkemizdeki olaylarla kendimce bağlantı kurduğum için, bu tabloyu seçtim. Tabloda anlatılan hikaye bence çok trajik. Şu anda aynen ülkemizde olduğu gibi. Tablodaki askerlerin yüzlerini göremiyoruz. Goya onları bir makine gibi resmetmiş. Başlarını önlerine eğmişler. Kimbilir? Belki de suçun bu makinelerde olmadığını belirtiyor Goya.

Biz de geçtiğimiz 20 günlük süre içinde, bir çok sembol fotoğrafla karşılaştık. “Kırmızılı Kadın”, “Siyahlı Kadın” ve tabii son olarak da “Duran Adam”. Özellikle “Siyahlı Kadın” sembolü bu tabloyla çok örtüşmüyor mu? O da kollarını açmış, haşmetli polisimizin tomalarına karşı koymaya çalışıyordu. Polisin sanki düşmana saldırır gibi hareket ettiğini görüyoruz. Bunları yaparken de  karşısında oldukları kişileri pek tanımadıklarını düşünüyorum. Geçenlerde bir polis memuruyla yapılan röportajı okumuştum. Röportaj, bu düşüncemde ne kadar haklı olduğumun ispatıydı. Aynı bu tablodaki gibi, sadece bir uzuv gibi hareket edildiğini görüyoruz. Sorgulamadan, düşünmeden…Bence burada ne olursa olsun, Türk polisine karşı kötü duygular beslememeliyiz. Çünkü onlar, sadece kendilerine emredileni yaptılar. Bütün bu olanlardan bizim dalkavuklar sorumludur.

taksim_5941

Her iki tarafın da birbirini çekemediğini biliyoruz. Sosyal medyada paylaşılan her şeyin hemen kabul görmesi, doğruymuş gibi algılanması düşündürücü gerçekten. Bunu yapanlar da bu ülkenin eğitimli olduğunu iddia eden kesimleri. Hemen her paylaşıma nasıl güvenilebiliyor anlamıyorum. Gördüğüm en komik paylaşımlardan birisi ise, direniş 48 saat daha devam ederse AB’ye göre hükümetin düşürüleceği ile ilgiliydi. Çoğu kişinin bu iletiyi büyük bir şevkle paylaştığını gördüm.

İspanya’nın Fransız işgali akla gelince, herkesin gözünün önüne bu tablo geliyordur diye düşünüyorum. İleride “31 Mayıs 2013” dendiğinde, bizim de aklımıza gözlerini gerçeklere kapamış, sadece emredileni yapan ve hınçla kendi vatandaşlarını avlamaya çalışan polisimizin ve tabii ki de “Siyahlı Kadın” ile “Kırmızılı Kadın”ın fotoğrafları gelecek.

M. Berkay Sülek

Kaynakça:BBC Private Life of A Masterpiece

Görsel:http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/taksim_5941.jpg

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s