Michel Foucault-Büyük Kapatılma

71520

Michel Foucault’u  uzun zamandır okumak istiyordum. Ayrıntı Yayınevi Foucault’un seçme yazılarını yayınlıyor. Ben de bu serinin üçüncüsü olan “Büyük Kapatılma”yı okudum.  Kitap birçok konuyu kapsıyor ama büyük kısmı Avrupa’da 17.yüzyılda meydana gelmeye başlayan değişimleri içeriyor. Kitabı okurken Türkiye ile olan benzerlikler gözümden kaçmadı. Ben de bu ilgimi çeken kısımları sizlerle paylaşmak istedim.

Foucault,  17.yy.’da ortaya çıkmaya başlayan denetim mekanizmalarına dikkatimizi çekiyor. Benim dikkatimi en çok çekenlerden birisi İngiltere’de 1693 yılında ortaya çıkan “Adapların Islahı İçin Topluluk” adlı dernek oldu.  Bu dernek davranışlarda reform yapmayı istiyordu. Mesela pazar ayinlerine saygı gösterilmesini sağlamak, kumarı ve sarhoşluğu önlemek, dine küfrü, Tanrı’yı tiksindirecek her şeyi engellemek. Şimdiden  benzerlikler belli oluyor değil mi? Ama galiba bizimkiler bu durumu aşmış durumda, direk devlet olarak bu konulara el atıyorlar. Foucault’tan yine bir alıntı:

”On sekizinci yüzyıl sonunda, bu ahlaki öz savunma gruplarını, ahlaki düşkünlüklerin ortadan kaldırılması için kurulan bu birlikleri; aristokrasi, rahipler, en zengin kişiler harekete geçirecektir. Böylece, bu ahlaki reform girişiminin, cezai bir öz savunma olmaktan-ceza otoritesinin kendi iktidarını güçlendirilmesi adına- nasıl çıktığını mükemmel bir şekilde gösteren toplumsal bir yer değiştirme meydana gelir. İktidar, sahip olduğu korkunç ceza aletinin yanı sıra bu baskı, denetim aletlerini de üstlenecektir. Bir anlamda, denetim gruplarının devletleştirilmesi mekanizması söz konusudur.”

Foucault’un söylediği her şeyin güzel ülkemizde gerçekleştiğini görüyoruz. Devletimizin bu ahlaki grupları savunduğuna, hatta sahiplendiğine çokça şahit olmadık mı?  Hükümetin kendi zenginini oluşturma çabasında olduğunu görüyoruz.  Foucault’un da dediği gibi toplumsal bir yer değiştirme politikası güdülüyor.

Foucault’un verdiği ikinci bir örnek ise 18. yy. Fransa’sına ait.  O dönem Fransa’sının en büyük farkının polis gücü olduğunu belirtiyor. “Levazım görevlilerinden, atlı polis birliğinden, polis müdürlerinden oluşan; Bastille, Bicetre, büyük hapishaneler gibi mimari araçlarla donanmış; ilginç  Lettre de cacchet gibi kurumsal yanlara da sahip olan bir polis.”  Lettre de cacchet’in bir yasa  ya da bir kararname olmadığını, kralın bireysel olarak tek bir kişiyi ilgilendiren, onu bir şey yapmaya zorlayan bir emri olduğunu belirtiyor. Hatta bir kişiyi zorla evlendirmeye bile gidiyormuş bu durum. Lettre de cacchet ile bir kimsenin sürgün edilebileceğini, bazı işlevlerden yoksun bırakılabileceğini söylüyor  Foucault. Bunları okuduktan sonra bizim demokratlara sadece gülüyorum. Lettre de cacchet’i öğrenince, aklıma hemen nedensiz yere tutuklanan gazeteciler, bir gecede çıkarılan milyar liralık vergi borçları geldi. Polisin Gezi Parkı’nda yaptığı keyfi tutuklamaları saymıyorum bile. Her şeyi bilen hükümetimizin böyle bir araştırma yaptığını sanmıyorum. İktidar hırsının her yerde aynı olduğunu varsayıyorum. Foucault’un Lettre de cacchet hakkında söylediklerini paylaşacağım:

”On dokuzuncu yüzyılın en önemli cezası olacak olan hapishanenin kökeni, kesinlikle, bu Lettre de cacchet’in hukukun yanı sıra yer alan uygulaması, krallık iktidarının, grupların kendiliğinden denetimi tarafından kullanılmasıdır. Bir kimseye Lettre de cachet gönderildiğinde, bu kimse ne asılır, ne damgalanır, ne de bir ceza ödemek zorunda bırakılırdı. Hapse atılır ve orada önceden belirlenmemiş bir süre kalmak zorunda bırakılırdı. Lettre de cachet, bir kimsenin örneğin, altı ay ya da bir yıl hapiste kalması gerektiğini ender olarak belirtiyordu. Genel olarak bir kimsenin yeni bir emre kadar gözaltından kalması gerektiğini belirtiyordu ve yeni emir, ancak Lettre de cacchet’i talep etmiş olan kimse, hapse atılmış  kimsenin ıslah olduğunu belirttiğinde işin içine karışıyordu. Islah etmek için hapsetmek, hapsedilmiş kişiyi ıslah oluncaya kadar tutmak fikri, bu paradoksal, tuhaf, insanın davranışı düzeyinde hiçbir temel haklılığı olmayan bu fikrin kökeni, kesinlikle bu uygulamaydı.”

Ülkemizde hala benzer uygulamaların olduğunu biliyoruz. Bu hapis kararlarını verenlerin aklında da, muhtemelen hem içerideki hem dışarıdakileri ıslah etme düşüncesi yatıyordur. 18. yy.’da Fransa’da  monarşiyle ortaya çıkan bir uygulamanın ülkemizde hala devam etmesi de acıklı.  “Büyük Kapatılma”  gerçekten çok güzel bir çalışma olmuş. Ben de uzun zamandır merak ettiğim Foucault’un dünyasına bir giriş yapmış oldum. Ayrıntı Yayınevi’nden daha fazlasını da bekliyoruz.

michel-foucault

M.Berkay Sülek

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s