Türkiye Sanat Kurumu

devlet-tiyatrolari

Son zamanlarda en çok tartışılan konuların  başında Türkiye Sanat Kurumu geliyor. Ben de elimden geldiğince gelişmeleri takip etmeye,  yazılanları okumaya çalışıyorum. Bu teklif ilk ortaya çıktığından beri eleştiri oklarının hedefi oldu. Şimdiye kadar hiçbir sanatçının “İyi olur” dediğini duymadım.  Ben de yasalardan pek anlamıyorum ama 11 kişilik bir sanat kurumunun kurulacağı ve bu kurumun seçilen  prodüksiyonlara, bütçenin en fazla yüzde 50’si kadar destek vereceğini biliyorum.  Tesadüfe bakın ki değerli piyanist Burçin Büke’yle 4 ay kadar önce yaptığım röportajda  ona, “Özelleştirmeye gidilse daha mı iyi olur acaba?” diye sormuştum. Sizlerle bana o zaman verdiği cevabı paylaşmak istiyorum.

Burçin Büke: Hayır ben olacağını kabul etmiyorum. Doğu bloku ülkelerinin çoğu Doğu Almanya, Rusya hepsi devlet destekli gitmiştir. Benim Almanya’daki okulum devlet desteklidir mesela. Devlet elini ayağını çekerse orası biter. Siz orayı özel sektöre verirseniz, patronlar üç sene sonra “Ben sıkıldım bu işten, kapatıyorum” diyebilir. O zaman bu gördüğümüz sıkıntılı programı bile görmeyebiliriz. Ancak televizyon  kanallarında görürüz. Yani özel sektör sanat için tehlikeli bir sektör. Akbank’ın bir oda orkestrası vardı, ödenek yok deyip kapattılar. Onlar iyi müzisyenlerdi ama işsiz kaldılar. Belki de şimdi bir pop sanatçısının arkasında çalıyorlardır. Böyle öldürürsün sanatı, bu da böyle bir yoldur.

Bu işe yıllarını  veren sanatçıların haykırışlarını sıklıkla duyuyoruz,  karşılarında ise köprüleri çoktan atmış bir hükümet var.  Hükümetin eleştiriye ne kadar kapalı olduğunu biliyoruz. Kendisini sürekli olarak eleştiren, beğenmeyen  insanlardan oluşan bu kurumları yok etme isteği,  hükümet açısından mantıklı olsa gerek. Yanlış hatırlamıyorsam, Sanat Kurumu yasası gelen tepkiler sonucunda askıya alındı. Hükümetin bu yasadan da vazgeçmeyeceğini düşünüyorum. Bu tasarıyı hep çekmecelerinde saklayacaklardır. Biraz sesler yükselince, yasa tekrar ortaya çıkacak ve bir bakıma bir silah olarak kullanılacak. Bu seferlik sadece  silahı göstermekle yetinecekler.

Bu konuda yetkin olan herkes, Türkiye’de İngiltere modelinin çalışmayacağını belirtiyor. Ufuk Çakmak Milliyet Sanat dergisinde  çıkan yazısında, çok köklü  sanat kültürü ve kurumlarına sahip İngiltere’yle Türkiye’nin mukayese  edilemeyeceğini belirtiyor, Türkiye ‘deki kurumların sadece 1940’dan beri faaliyet gösterdiğini söylüyordu. Bunun yanısıra, yurt dışındaki kurumların  bir başka gelir kaynağının da bağışlar olduğunu biliyorum. Maalesef Türkiye’de böyle bir kültür de mevcut değil.

Ben,  sanatçıların böyle bir duruma düşmelerini, hükümete bir şeyler anlatmalarını  bile acıklı buluyorum.  Fransız ressam Gustave Courbet, ”Kendimi hükümetlerden  kurtarmalıyım. Benim yakınlığım insanlara. Doğrudan onlarla konuşmalıyım” der. Ama bizim sanatçılarımız kendi işlerine odaklanmak yerine, hükümetimizle uğraşmak zorunda kalıyor.  Sadece bu tartışmalar bile üretim sürecine büyük bir darbe vurmuştur diye düşünüyorum. Yarın eserinin sergilenip sergilenmeyeceğini bilmeyen birisi neden üretmeye devam etsin ki. Avrupa’daki  kurumlar ve sanatçılar yıllarca devletler tarafından desteklenmiş. Herhalde bu destekler olmasaydı, şu anda zevk aldığımız o bütün büyük sanat eserleri ortaya çıkamazdı.  BBC bu ay  David Starkey’in hazırladığı 4 bölümlük ”Music and Monarchy” adlı bir belgesel yayınlıyor. Bu belgeselde İngiliz müziğiyle İngiliz monarşisinin ilişkisi aktarılıyor.  Amerikalı sanat tarihçisi Albert Boime, Fransa’daki 1830-1860 yılları arasındaki bağımsız hareketlerin,  daha önceki devlet kurumları ile olan ilişkisinin can alıcı öneme sahip olduğunu belirtiyor. Devlet tiyatrosu, devlet operası gibi sanat kurumlarının, toplum için ne kadar önemli olduğunu inkar edecek yoktur herhalde.  Devletler 300 400 yıl önce sanat eserlerinin halka ulaşmasına yardımcı olmasaydı,  halk da bilinçlenemez ve kendisi yardım edecek, destekleyecek konuma gelemezdi.

Umarım, sanat kurumlarının üstündeki bu kara bulutlar en kısa sürede dağılır ve biz seyircilere yeni prodüksiyonlar sunabilirler. Seyirci iyi eserleri görmezse, iyiyle kötüyü nasıl ayırt edecek?  Bizim gibi eğitim ya da sanat vakıflarından çok cami yaptırma vakıflarının olduğu ülkelerde, devletin desteği çok büyük önem taşıyor diye düşünüyorum.

M.Berkay Sülek

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s