Dönüş-Ozan Yavuzarslan

‘’The Return’’ yönetmenin ilk filmi olmasına rağmen anlattığı hikaye, yarattığı karakterler ve kullandığı yerinde metaforlarla oldukça ilgi çekici olduğunu söyleyebilirim. Bunun yanı sıra hikayenin ana temasının yönetmenin hayatıyla kesişmesi de hikayeyi çekici hale getiriyor. Filmde o kadar detay ve metafor var ki hangi birinden söz etsem bilemiyorum. Sanırım en iyisi yazıyı akışına bırakmak…

Film, ilk bakışta altı günü anlatıyor gibi görünse de aslında hikaye 12 yıl öncesine kadar uzanıyor. Filmin genel olarak dış mekanlarda geçtiğini görüyoruz. Rusya’nın vahşi ve uçsuz bucaksız doğasının filmin etkileyici olmasındaki payı yadsınamaz. Tabi duygularımızı etkileyen yalnızca mekanlar değil kullanılan renkler ve en önemlisi de ışık bizim bakışlarımızı adeta filme kilitliyor. Filmin genelinin yüksek kontrastlı görüntülerden oluşmasının izleyicideki gerilimi daha da arttırdığını düşünüyorum.

Film, bir grup çocuğun yüksek bir yerden denize atlamalarıyla başlıyor. Sona kalan iki kişi ise Andrey ve Ivan. Andrey; Ivan’ın abisi ve davranışlarından aslında kendisinin değil de karşısındaki kişilerin ne düşündüğüne önem verdiğini görüyoruz, ancak bunun asıl sebebinin aslında kendisini kabul ettirme arzusu olduğunu filmin ilerleyen zamanlarında anlıyoruz. Ivan ise kendisinin farkında ve olduğu gibi davranıyor, hatta daha filmin başında denize atlamaya hazır olmadığını söylemesi karakterinin özünü yansıtması bakımından önemli. Bir gün eve gittiklerinde on iki yıldır görmedikleri babalarının eve döndüğünü öğrenirler. Bu durum tüm aile için fazlasıyla şaşırtıcı olsa da iki kardeş bu durumdan aynı şekilde etkilenmezler. Andrey ilk dakikadan itibaren ‘baba’ demesiyle en başından tavrını belli eder ve hiçbir şeyi sorgulamadan babasını kabullenir. Ancak bu durum Ivan için pek de kolay değildir. Abisinin aksine her şeyi sorgulayan Ivan babasının bunca zamandır nerede olduğuyla ilgili sorular sorsa da bir cevap alamaz.

Babanın ilk dakikadan itibaren rahat ve otoriter tavrı dikkat çekiyor, öyle ki ilk günden Ivan’a ‘baba’ demesi için baskı yapar. Ertesi gün ‘Baba’ iki oğluyla birlikte yolculuğa çıkar. Ivan ve Andrey çok heyecanlıdırlar, ancak bu yolculuğun neler getireceğini, karakterlerinde ne tür değişimler yaratacağını bilmemektedirler.

 

 

Yolculuk boyunca babanın otoriter tavrını, Andrey’in kendini kabul ettirme çabasını, Ivan’ın ise babasına karşı hırçın ve sorgulayan tavırlarını görürüz. Andrey ne olursa olsun babasına toz kondurmaz, Ivan ise on iki yılın acısını çıkarırcasına daha da hırçınlaşır, ancak ‘baba’ her iki durumdan da hiç etkilenmez, otoriter tavrını koruyup yoluna devam eder. Yolculuk sırasında Ivan’ın gözünden babanın tekinsiz insanlarla görüştüğünü ve gizli bir şeyler yaptığını görürüz.

Yolculuğun son aşamasına doğru Perşembe günü bir açıklığa ulaşırlar. ‘Baba’ buradan adaya gideceklerini söyler. Ivan’ın sorgulayıcı tavrı devam etmektedir, ancak Andrey, babanın şiddet uygulamasına rağmen tek bir kelimeyle onu affeder. Bir sandal bulup ziftlerler ve denize açılırlar; sandal dönüş için de önemli bir metafordur.

Cuma sabahına geçeriz, adaya ulaşmışlardır. Baba ile birlikte iki çocuk adadaki kuleye giderler, ancak Ivan’ın yükseklik korkusu vardır ve geri döner. Denizdeki köpüklü dalgalar Ivan’ın yüzündeki öfkeyi yansıtır. Babaları gelmeden önce daha mutlu olduklarını düşünür.

‘Baba’yı bir kulübede görürüz, çukur kazmaktadır ve kumların arasından bir sandık çıkarır. Anahtarı yoktur ve sandığı küreğin sapıyla açar. Ancak bu sırada pencereden Andrey ve Ivan’ın geldiğini görürüz, solucan aramaktadırlar. Bu sahne tıpkı bir kartpostalı andırır.

Andrey ve Ivan denize açılıp balık tutmak için izin isterler. Baba bir saat için izin verip kolundaki saati Andrey’e uzatır. Bu sahnede saat otoritenin el değiştirdiğini simgeler. Çünkü tüm film boyunca baba otoritesini zamanı kullanarak yansıtmıştır. Geri döndüklerinde zaman bir hayli geçmiştir. Baba sinirlenir ve Andrey’e vurur, saatin yani aslında otoritenin onda olduğunu söyler.  Bu duruma kayıtsız kalamayan Ivan babasına öfkeyle içini döker ve koşmaya başlar.

Ivan’ı kulede görürüz, baba da tam yukarı çıkmak üzereyken aniden eli kayar ve aşağı düşer. Bu sahneden çocukların dışında ben de çok etkilendiğimi belirtmek isterim.

Filmin sonunda çocuklar babalarını kıyıya taşıyıp sandala koyarlar ve eşyalarını toplarlar, ancak kıyıya vardıklarında sandal babalarıyla birlikte batar. Bu sahnede Ivan’ın teslimiyetini görürüz, ilk defa içtenlikle ‘baba’ demiştir. Artık çocukların yapacak bir şeyleri yoktur eşyalarını arabaya yükleyip ‘dönüş’ yoluna çıkarlar.

Ozan Yavuzarslan

Reklamlar

One thought on “Dönüş-Ozan Yavuzarslan

  1. Sürükleyici bir film. Ayrıca çocukların iskeleden atlamaya çalıştıkları sahne çok etkileyici. Bence bu filmde herkes kendinden bir parça bulabilir. Teşekkürler Ozan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s