Albert Camus-Yabancı

 

Roman hakkındaki düşüncelerimi belirtmeden önce, romanın yazarı hakkında bilgi vermek istiyorum. Albert Camus (7 Kasım 1913- 4 Ocak 1960), Fransız bir yazar ve filozoftur. Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınır; fakat Camus kendini herhangi bir akımın filozofu olarak görmediğinden, kendini bir ”Varoluşçu”ya da ”Absürdist” olarak tanımlamaz. 1957’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanarak, Rudyard Kipling’den sonra bu ödülü kazanan en genç yazar olmuştur. Ödülü aldıktan üç yıl sonra ise bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir.

“Yabancı” yazarın en çok tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş ve hala en çok satan kitaplar arasında yerini almıştır. Ayrıca yazarın en gizemli yapıtıdır.

“Bugün annem ölmüş, emin değilim dün de olabilir” diye başlayan bu roman, okuyucuyu daha ilk cümlede meraklandırıp bir an önce kitabı bitirme isteği uyandırıyor. Konusu çok basit olan bu romanda, her şey kısa bir zaman aralığında olup bitiyor. Cezayir’de, rastlantı sonucu bir Arap’ı öldüren orta sınıftan bir Fransız olan Mersault, kendisini adım adım ölüme götüren süreci kayıtsız bir şekilde izler. Diğer kişilerin adı anılsa da, roman kahramanının adını bile öğrenemeyiz. Camus’un “Yabancı” romanının yabancılaşmasını şöyle aktarmıştır; “Yani bu işin benim dışımda görülüyor gibi bir hali vardı. Her şey ben karıştırılmaksızın olup bitiyordu, kaderim bana sorulmadan tayin olunuyordu. İyi düşününce, söyleyecek bir şeyim olmadığını anlamaktayım. Kendi kendimi seyrediyormuş gibi bir hisse kapıldım.”

Bu romanı üniversitedeki bir hocam sayesinde okudum ve  bu zamana kadar okumamış olduğum için de üzüldüm. Benim gibi ana karakterin olaylar karşısında bu denli hissiyatsız kalabilmesine şaşırarak, bir an o kişinin yerine kendini koyup, aynı hissiyatsızlığa kapılan ve bitmesini istemeyen okurlar için, romanın bu kadar kısa olması oldukça üzücü. Çünkü okuyup bitirdiğiniz halde, sizi bir müddet etkisi altına alabilecek sıra dışı bir roman. Albert Camus, okuyucuyu bu denli etkileyebilmiş bir esere imza attığı için, tüm dünyaya kendini kanıtlamış ve gönüllere taht kurmuş bir yazardır.

Son olarak, romanı okuduğu halde hiç anlamamış ,”Bu ne saçma bir kitap, adamın annesi ölüyor ama üzülmüyor” diye söylenen kişiler olabilir. Böyle kişilere de romanı okuduktan sonra ünlü yönetmen Zeki Demirkubuz’un ”Yazgı” adlı filmini izlemelerini önerebilirim. Film, romanın birebir sinemaya aktarımı olmasa da, Demirkubuz romanın okuyucuya vermek istediği mesajı, çok güzel bir şekilde izleyicilere anlatmıştır.

“İnsan söyledikleriyle değil, söylemedikleriyle insanlaşır” cümlesini dile getirmiş, yazar ve filozof arasındaki ince çizgiyi fark etmiş ve tercihini yazarlıktan yana kullanmış olan bu takdir edilesi kişinin, ölüme giden bir adamın ölüm fikrini içselleştirmesini şaşırtıcı ve etkileyici bir biçimde irdelediği “Yabancı” romanını yazdığı için kendisine müteşekkirim. Herkesin bu kitabı en kısa zamanda okumasını tavsiye ederim.

Yunus Aktaş

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s