Begüm Gökmen Azimzade ile Golden Horn Brass’ı konuştuk

Ülkemizin önde gelen sanatçılarından oluşan Türkiye’nin ilk bakır nefesli beşlisi “Golden Horn Brass”, bakır nefesli enstrümanları konserler aracılığıyla daha popüler hale getirmek amacıyla Begüm Gökmen Azimzade tarafından kuruldu ve çalışmalarına 2004 yılı Temmuz ayında başladı. Grupta yer alan Klasik Batı Müziği eğitimi almış sanatçılar, halen Bilkent Senfoni Orkestrası, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası ve Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda görevlerini sürdürüyor. Klasik, jazz, pop ve Anadolu ezgileri yorumlayan; bu türleri kendi üslubu ile birleştirip, ülkemiz ve dünya kültürlerinin müzikal sentezini oluşturan grupta; trompetlerde Elmar Azimzade ve Julian Lupu, kornoda Begüm Gökmen Azimzade, trombonda Dilhan İlhan, tubada ise Noriyoshi Murakabi  yer alıyor. Konserleri büyük ilgi gören, ülkemizi yurt dışında başarıyla temsil eden bu neşeli grubun kurucusu Sayın Begüm Gökmen Azimzade ile kendi müzik geçmişi, Golden Horn Brass ve ülkemizdeki müzik anlayışı üzerine çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Mehmet Berkay Sülek: Müziğe hangi enstrümanla başladınız?

Begüm Gökmen Azimzade: Müziğe korno ile başladım. 1991 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nin açmış olduğu sınavı kazanarak, Prof. Mahir Çakar ile korno eğitimine başladım ve yüksek şeref derecesi ile 2000 yılında mezun oldum. O zamandan beri de enstrümanımı değiştirmedim. Halen Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Korno Anasanat Dalı’nda Araştırma Görevlisi olarak ders veriyorum.

Mehmet Berkay Sülek: Küçük yaşta korno ile müziğe başlamanızın sizin için dezavantajları oldu mu?

Begüm Gökmen Azimzade: Dezavantajı olmadı çünkü 14 yaşında eğitim almaya başladım. Aslında konservatuvara 11 yaşında çocuklar alınıyordu. Benim avantajım 14 yaşında fizik olarak gelişimimi tamamlamış olmamdı ve o yıl açılan sınavlarda 14 yaş için de sınava girme hakkı tanınmıştı. Korno tabii ki çok bilinen bir enstrüman değil ve ailemde de müzikle ilgilenen yoktu. Fakat ben kornoyu kendime çok uygun hissettim ve devam ettim.

Mehmet Berkay Sülek: Eğitim aldığınız dönemde üzerinizde en çok etkisi olan hocanız kim oldu?

Begüm Gökmen Azimzade: 1991 yılında konservatuvarı kazandığımda, Prof. Mahir Çakar Türkiye’ye yeni gelmişti. 25 yıl Stuttgart Operası’nda solo korno sanatçısı olmuş. Benim şansım onun gibi değerli bir isimle çalışmak oldu. Kornodaki ilk öğrencilerinden biriyim. Zaten Türkiye’de toplam 5, 6 öğrenci yetiştirdi. Ancak dünyada binlerce öğrencisi var. Mahir Çakar’ın benim üzerimde çok emeği vardır. Bunu hiçbir zaman yadsıyamam. Ülkemizdeki korno ekolünün bugünkü durumu onun sayesindedir.

Mehmet Berkay Sülek: Golden Horn Brass grubunun kurucususunuz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?

Begüm Gökmen Azimzade: Okul yıllarından beri oda müziği derslerinde düşündüğüm bir fikirdi. Mezun olup üniversiteye yerleştiğimde, “Neden Türkiye’de böyle bir şey yapılmıyor” diye düşündüm ve bu fikir tekrar gün yüzüne çıktı. Çok samimi olduğum arkadaşlarımla paylaştım. 2004 yılında Quartet olarak kurulduk. Ancak bas enstrüman eksikliğini çok hissettik. Yazılan düzenlemeler de bizim için yetersiz kalmaya başlamıştı. Bir beşli için çok daha popüler eserler vardı. Gruba bir tuba sanatçısı alarak yolumuza devam ettik. Golden Horn Brass da böylece ortaya çıktı.

Mehmet Berkay Sülek: Konservatuvarlarda oda müziğine gereken önemin verilmediği düşünülüyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Begüm Gökmen Azimzade: Ben de konservatuvarda eğitimciyim, araştırma görevlisi olarak çalışıyorum. Bu yıl sanatta yeterliliğimi alırsam konservatuvardaki görevime yardımcı doçent olarak devam edeceğim. Konservatuvarlarda oda müziği dersi elbette çok önemli. Ben verildiğini biliyorum çünkü ben de oda müziği dersi veriyorum. Özellikle de brasslar üzerine. Ben de bu işi yaptığım için bu konuya çok önem veriyorum. Fakat bizdeki konservatuvarlarda daha önce hep tahta nefesliler üzerine çalışılmış. Brasslarda yeterli sayıda öğrenci olmamış. Tuba öğretim elemanları, tubacı yerine tromboncu yetiştirmiş. Dolayısıyla beraber oturup da brass çalıştığımız çok nadirdir. Daha çok 4 korno 4 trompet, 2 trompet 1 korno şeklinde düzenlemeler yapılıp çalıştırılmıştır ancak beşli olarak çok fazla yoktur. Fakat konservatuvarlarda bunun üzerine gidildiğini ve artık gruplar oluşturulduğunu biliyorum.

Mehmet Berkay Sülek: Golden Horn Brass’ta yıllar içinde değişimler oldu mu?

Begüm Gökmen Azimzade: Çalışmaya Quartet olarak başlamıştık. Daha sonra bas olarak Can Özkaya gruba dahil oldu. Şu anda İzmir Devlet Opera ve Balesi’nde ama o zamanlar Stuttgart’ta yüksek lisans yapıyordu. Daha sonra Ertan Şahin geldi. O da şu anda İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde çalışıyor. Şimdi ise Noriyoshi Murakabi var. Kendisi Bilkent Senfoni Orkestrası’nda tuba sanatçısı ve bizim grubumuzun da asil üyesi. Onun dışında trombonda çok isim değişti. Şu anki asil üyelerimiz Dilan İlhan, Peter Korner ve Ivan Karst. O da Kanadalı ama İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuvarı’nda hocalık yapıyor.

Mehmet Berkay Sülek: Korno repertuvarının diğer enstrümanlara göre kısıtlı olduğunu söyleyebiliriz. Günümüz bestecilerinden sipariş ettiğiniz eserler var mı?

Begüm Gökmen Azimzade: Evet tabii ki. Geçtiğimiz Temmuz ayında İtalya’da çok önemli bir festivalde Türkiye’yi temsil ettik ve Türk bestecilerin eserlerini çaldık. Festivalde benim çok önem verdiğim bir tuba sanatçısı türkülere niye yönelmediğimizi sordu. Türk melodileri bizim için çok daha açık ve daha yeni fikirler demek. Dolayısıyla benim yapmak istediğim bir diğer proje, türkülerimiz üzerine bir albüm yapmak ve onları çok sesli brass müziği olarak yorumlamak. Bu konuda pek çok Türk besteciye siparişte bulunuyoruz, aranjörlerle çalışıyoruz. Bize bu konuda çok yardım ediyorlar ve daha da artacağını düşünüyorum.

Mehmet Berkay Sülek: Türk bestecilerin eserlerine konserlerinizde ne sıklıkla yer veriyorsunuz?

Begüm Gökmen Azimzade: Konserlerimizin ilk bölümünde genellikle yabancı ve popüler eserlere yer veriyoruz. Barok Dönem, Klasik Dönem ve standart jazzlara kadar eserler yorumluyoruz. İkinci bölümde ise mutlaka Türk melodilerini seslendiriyoruz.

Mehmet Berkay Sülek: Halkın geri dönüşleri nasıl oluyor?

Begüm Gökmen Azimzade: Çok mutlular, çünkü daha önce alışılmış bir grup değil. Tınılar farklı, müzisyenler ve seçtiğimiz repertuvar çok eğlenceli. “Neden daha önce yoktunuz?” diye soruyorlar. CD’miz olup olmadığını, bizi evde de dinlemek istediklerini belirtiyorlar. Bunun üzerine biz de bir albüm çalışması yapmaya karar verdik. Bu yılın sonunda doğru sözünü ettiğim Türk ezgilerinden oluşan albümü çıkarmayı planlıyoruz. Hepimiz konservatuvar ve orkestralarda görevli olduğumuz için ancak konser öncesinde bir araya gelebiliyoruz. Bu nedenle de albüm ancak yıl sonuna doğru yetişebilir diye düşünüyorum. Yani geri dönüşler harika. Aynı konseri birkaç defa seyredenler oluyor. Bu da bizi şaşırtıyor, sevindiriyor ve onurlandırıyor.

Mehmet Berkay Sülek: Unutamadığınız bir konser anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Begüm Gökmen Azimzade: 2010 ya da 2011 yılı olabilir. Süreyya Operası’nda Bahar Konseri vermiştik. Biliyorsunuz Yeni Yıl ve Bahar Konserleri halk tarafından daha çok ilgi görüyor. Yanlış hatırlamıyorsam salon 450 kişilik ama bizim konserimize 650 kişi gelmişti ve ayakta izlemek durumunda kaldılar. Tek üzüntüm kayda alınmaması oldu. Çünkü bizim için muhteşem bir konserdi.

Mehmet Berkay Sülek: Süreyya’dan bahsetmişken, Anadolu Yakası’nın çok önemli bir ihtiyacını karşılıyor değil mi?

Begüm Gökmen Azimzade: Kesinlikle öyle. Programlarda oda müziğine yer veriliyor olması da harika ve bizim için çok sevindirici. Eskiden sadece operalara ve büyük senfonik eserlere yer veriliyordu. Salonların azlığı nedeniyle oda müziğine programlarda yer verilmesi, yapılmış en güzel işlerden biri bence. Diğer salonlarda da aynı uygulamanın devam etmesini diliyorum. Pek çok sahne açılıyor ama daha çok salon olmasını ve bizlere daha çok yer verilmesini arzu ediyorum.

Mehmet Berkay Sülek: Günümüzde konser vermek geçmiş yıllara göre daha mı zorlaştı?

Begüm Gökmen Azimzade: Ben Golden Horn Brass olarak cevap vereyim. Biz aslında yapılmayanı yaptık. Herhangi bir oda müziği grubunun yıllık konser sayısı genelde 7, 8 veya 10’dur. Ancak bizim yıllık ortalamamız 30 konser. Bunu tamamen kişisel çabalarım ve grup arkadaşlarımın destekleriyle başardık. Ancak yine de yetersiz. Biz bu işe enstrümanlarımızı tanıtmak için başladık, hâlâ da yeterince tanıtabildiğimizi düşünmüyorum. Eğitici konserlere daha çok ağırlık veriyorum. Okullara gidiyoruz, belediyeler için konserler veriyoruz. Belediyelerin etkinlikleri ücretsiz ve halka açık, bu daha çok seyirci demek. Fakat yeterince duyurusu yapılmıyor, çünkü büyükşehir belediyeleri çok etkinlik yapıyor. Fakat küçük belediyelerin etkinlik sayısı az olduğu için daha çok tanıtım yapıyorlar. Dileğim, büyükşehir belediyesinin de tanıtımları artırması.

Mehmet Berkay Sülek: Ülkemizde neden diğer ülkelerdeki gibi aile konserleri verilmiyor?

Begüm Gökmen Azimzade: Bu yıl daha çok görüyorum. Örneğin, Tefken Orkestrası bu yıl mini filarmoni yaptı. İçinde bizim de yer aldığımız, Memet Ali Alabora ve Emir Gamsızoğlu’nun İş Sanat’a yaptığı bir çocuk projesi oldu. Ben de bir anne olarak çocuklara bu tarz konserler verilmesini çok önemsiyorum. Çünkü gerçekten ağaç yaşken eğiliyor. Çocuklar bu enstrümanları, bu tınıları çocukken öğrenirse bir dinleme alışkanlıkları oluyor. Onlar ileride bizim seyirci potansiyelimizi oluşturacaklar. Şu an yaşlı kitleye hitap ediyoruz. Gençleri çekmek için de konserlerimizde popüler müziklere yer veriyoruz. ABBA’dan Beatles repertuvarlarına kadar eserler seslendiriyoruz. Bu aslında Klasik Müzik camiasında hoş karşılanmıyor ama ben olabildiğince bu eserlere yer vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Kendi repertuvarımızı daha sonra benimsetebiliriz diye düşünüyorum.

Mehmet Berkay Sülek: Bize takip etmemizi önereceğiniz nefesli grupları kimler olabilir?

Begüm Gökmen Azimzade: Ben senelerce Empire Brass’ı dinledim. CD’lerini aldım. Şimdi dünyada iyi örnekler o kadar çok ki. Canadian Brass zaten hepimizin favorisi. Ancak hepsinin arkasında bir sponsor desteği var. Bizim bugüne gelmemizi bir mucize olarak görüyorum. 10 yıllık bir grubuz ve artık kendi camiamızda tanınıyoruz. Ancak, arkamızda bir destek olsaydı, çok daha popüler olabilirdik. Bu desteği hala bekliyor ve umut ediyoruz.

Mehmet Berkay Sülek: Bu sıcak söyleşi için çok teşekkür ederim.   

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s