Haftanın CD’leri

81554CIKehL

Henk Neven’i ilk defa sevgili Ece İdil’le röportajımız sayesinde dinlemiştim. O günden beri zaman zaman dinlediğim bir CD haline geldi. Henk Neven, genç yaşına rağmen dünyanın en önemli sahnelerinde yer aldı. CD’de Faure Debussy ve Schubert’in eserlerine yer vermiş. Neven’i en çok “Beau Soir”, “Fahrt zum Hades” ve “Der Schiffer”de sevdim. Ben de yakın zamanda Hollanda’ya gidiyorum, umarım bu genç yeteneği orada canlı dinlemek mümkün olur.

81ZyGNmX8AL._SL1500_

Leonard Elschenbroich ve Alexei Grynyuk’un “Rachmaninov ve Shostakovich” CD’si son zamanlarda en çok dinlediklerimden biriydi. Elschenbroich,  BBC New Generation programında yer alıyor. Programdan edindiğim bilgiye göre, Leonard Elschenbroich ve Alexei Grynyuk, Nicola Benedetti’yle birlikte ayrılmaz bir üçlü oluşturmuşlar. Bu CD’de Rachmaninov yorumlarını ayrı bir yere koymak gerekir. Zaman içinde, kendimi hep Rachmaninov yorumlarını dinlerken buldum. Hem Elschenbroich hem de Grynyuk’un adını, ileride sıklıkla duyacağımıza eminim. Benedetti zaten uzun zamandır “en çok satanlar” listesine girmiş durumda. Elschenbroich programda, Rus bestecilerin eserlerinde kendini daha rahat hissettiğini söylüyor. Hatta, sadece Alman bestecilerin eserlerine yer verdiği bir konserinin sonunda, encore olarak Rachmaninov’un bir eserini yorumladığını söylüyor ve kameraya gülümseyerek, ”İşte o zaman rahatlamıştım.” diyor.

stephane-wrembel-420x260

Bu haftanın üçüncü CD’si, Stephane Wrembel’in “Bistro Fada”sı. CD 2012 yılında piyasaya çıktı ama, ben son zamanda çokça dinlediğim için burada yer vermekte bir sakınca görmedim. Wrembel’i Woody Allen’in filmleri sayesinde tanıdım diyebilirim. Eminim birçok insan da benim konumumdadır. Wrembel’i dinledikten sonra unutmak mümkün değil, zira insanları kolaylıkla yakalayabilecek yorumlar ortaya çıkarıyor. Bu CD’de birkaç eser öne çıkıyor. “Big Brother” ve “Bistro Fada” gibi artık çok fazla tanınmışların dışında, “Tsunami” çok güzel bir eser, “Charettes” da dinlemekten zevk aldığım eserlerden biri oldu. Aslına bakarsanız, bütün CD’yi on kere üst üste dinleseniz, yine de sıkılmazsınız. Wrembel, ilginç bir kişilik. 4 yaşında piyano öğrenimine başlamış, hatta ödüller bile almış. Ancak, 16 yaşında Pink Floyd şarkılarını çalabilme uğruna gitara geçiş yapmış. Başka zaman olsa “Oldu mu şimdi?” derdik ama bu sefer, “Gitara başladığın güne şükürler olsun” demek düşüyor bize.

AGNES_JAOUI

Son olarak da on elinde on marifet olan bir kadından bahsetmek istiyorum, Agnes Jaoui… Kendisi yönetmen, senarist,  aktrist ve bize birbirinden güzel iki hediye veren bir sanatçı. 2009 yılında çıkan “Dans Mon Pays” ve 2006’da  çıkan “Canta” isimli CDlerini büyük bir keyifle dinliyorum. Agnes Jaoui, neden hala çok fazla tanınmıyor anlamış değilim. İki albümü de birbirinden şahane. “Bunlardan hangisi favorin?” diye soracak olursanız, büyük ihtimalle cevap veremem. Ama bir kaç şarkıyı özellikle seviyorum.  “Dikanga”, “Suono ideal”, “Lo dudo”, “Historia de un Amor” ve “Yo no se que me non hecho tus” bir çırpıda sayabileceğim şarkılar. Her iki CD de  dünya müziği sevenlerin kaçırmak istemeyeceği türden. Her akşam bir “Dikanga”, bir “Yo no se que me non hecho tus” yeterli olacaktır.

Mehmet Berkay Sülek

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s