Oresteia

File:Aischylos Büste.jpg

Bu yıl benim için tiyatroyla geçen bir yıl oldu. Her ne kadar, tiyatroya istediğim kadar gidemesem de bolca oyun okudum. Aiskhülos’un “Oresteia”sı en son okuduğum  kitap oldu. Aiskhülos, Yunan tragedyasının üç büyük yazarından biri olarak anılıyor.  O, aynı zamanda bir asker. “Persler” adlı eserinin bu kadar başarılı olmasının bir nedeni de savaşlarda yer alması.  Oresteia, yazılmış ilk üçleme olma özelliğini taşıyor. Ben de Kadıköy’deki favori kitabevim Penguen’den bu güzel kitabı aldım.

Bu üçlemeyi okuduktan sonra, aklıma ilk gelen şey  Hamlet’e ne kadar çok benzediğiydi. Orestia da Troya Savaşı’ndan dönen Agamemnon’un, karısı Klütaimestra ve onun aşığı Aigistos tarafından kumpasa getirilerek öldürülüyor. Bunu öğrenen Agamennon’un oğlu Orestes dehşete düşüyor. Aynı Shakepaere’in Hamlet’i gibi. Ve bu durumu kendisi halletmek istiyor. Üçlemenin ikinci kısmı, Agamemnon’un mezarı başında açılıyor. Elektra’nın yakarışlarına şahit oluyoruz. Orestes daha sonra Elektra’ya katılıyor. İkisi de anne nefretiyle dolup taşıyorlar. Orestes, aslında annesini çok da öldürmek istemiyor. Apollon’un annesini öldürmek için ona izin verdiğini görüyoruz. Apollon’un kefaneti sonrası, bu duruma zorlanıyor sanki.

ORESTES

Güçlü Apollo’nun kehaneti, yalnız bırakmayacaktır beni,

Odur çünkü bana bu cüreti veren, öyle ki;

Bağırırcasına seslendi bana, kaynayan kanımı birden

Buz gibi kış soğuğuyla donduracağını söyledi, eğer

Babamın katillerinin peşine düşüp, onları aynı şekilde

Öldürerek almazsam öcünü mal mülk bir yana,

Ağır cezalarıyla ruhumu mahvedeceğini

Söyledi, dayanılmaz acılar içinde kıvranarak

Kendi bedeninde ödersin bedelini, dedi bana.

Apollon’un tavrını ise, üçüncü oyun Euminidler’de daha kolay anlayabiliyoruz. Apollon’un, erkeği kadından daha üstün gördüğünü öğreniyoruz. Üçüncü kısımda yaşanan mahkemede de Atena’yı ikna etmek için böyle bir yola başvuruyor, hatta daha da ileri gidiyor ve Artemis’i örnek olarak gösteriyor.

APOLLON

Öyleyse dinle, bir şey daha söyleyeceğim, hak hukuk

neymiş anlayacaksın!

Anne dediğin kadın, çocuğa hayat veren değildir, anne babanın döllediğini,

Koruyup besler yalnızca. Kadın kısmı, erkeğin çocuğunu geçici bir süre

-Emanetçi gibi- taşıyandır, çocuğu yapan ise erkek kısmıdır.

Erkeklik mitlerde her zaman yüceltilmiştir. Çoğu zaman cezayı kadınlar çekmiştir. Poseidon tarafından tecavüze uğrayan Medusa cezalandırılmıştır. Oyunun son bölümü, insan doğası için önemli ipuçları veriyor aslında. Son kısımda, yapılan oylama sonucunda Orestes’in ne suçlu ne de suçsuz olduğu ortaya çıkıyor ama Orestes’i ikna eden Apollon, diğerlerini de ikna ediyor ve Orestes suçsuz bulunuyor. Apollon’un oyu tahmin edilebileceği gibi Orestes’den yana oluyor. Bu oyunda Antik Yunan’da hakim olan bir düşünceye de tanıklık ediyoruz. Yunanlı kadınlar çoğu zaman evlerinden çıkamıyor ve oy kullanamıyor. Kendi kızını, savaşı kazanma uğruna kurban eden Agamemnon’un suçsuz olduğu düşünülürken; kocasını öldüren kadın, en ağır cezaya çarptırılıyor. Atena ise Orestes’in sözlerine kanıyor ve kararın Zeus’tan geldiğini, yapabileceği bir şey olmadığını söylüyor.  “Troyalı Kadınlar” adlı oyundan, yine Troya Savaşı’nda neden Orestes’e kandığını daha rahat anlayabiliriz.

ATENA

Tanrıların saydığı, soyuyla, tarzıyla babamın

En yakını sen, büyük tanrıya,

Eski kinleri yok sayıp, seslenmeme izin var mı?

POSEİDON

Buyur yüce Atena. Soy bağıyla bağlı olanların,

Yüreğini ısıtır bu konuşma.

…………

ATENA

Hayır. Şu Troya için geldim yine,

Gücün bana yardım etsin diye

POSEİDON

Ezelin, nefretin değişti mi yoksa?

Acıyor musun şimdi, yakıp kül ettikten sonra?

…………………….

ATENA

Troyalılar  için. Önceki düşamanıma iyilik etmek

Ve Yunanlılara dönüşü zehir etmek istiyorum.

POSEİDON

Niçin? Troyalılara  o korkunç nefretin

nasıl sevgiye döndü birden? Keyfin mi  öyle istedi?

ATENA

Benimle, tapınağımla  alay etti Yunanlılar, biliyorsun.

Şimdi Orestes’in Atena’ya önerisine bakalım. Yunan tanrılarının en büyük özelliği, her ne kadar tanrı olsalar da aynı zamanda bir insan gibi düşünüp hareket etmeleridir. Yunanlılar bu yolla kendilerini teselli etmeye çalışmışlar. ”Zeus bile yapmış, ben niye yapmayım?” gibi.

ORESTES

Ey Pallas Atena, sen ey evimin barkımın kurtarıcısı

Sen beni vatanıma kavuşturuyorsun, ey

Yetim bırakılmış vatanımın yüce tanrıçası

Helenler: İşte o yine Argoslu diyebilecekler,

………………….,

……………….

Ve ben de, senin ülkene, senin değerli halkına,

Sonsuzun da sonsuzuna dek sadık kalacağıma

Ant içiyorum, ey Atena! Ülkeme dönüyorum şimdi;

Hele oradan bir kral, Atina’ya yan gözle bakmaya,

yok mızraklı ordularla saldırmaya kalksın, ölmüş

bile olsak, mezarımızdan ben ve benim kutsal yeminime sadık

bizimkiler, öyle bir yükleniriz ki üstlerine ve öyle belalar

yağdırırız ki yer altındankileri daha yarı yolda pes ettirip,

sefere çıktıklarına çıkacaklarına bin pişman ederiz onları

Zaten Troya Savaşı’nda canı yanmış olan Atena, bu teklife hayır diyemiyor haliyle. Hatta Orestes’i cezalandırmaya kararlı Erinnüleri, onlara adaklar vaat ederek kandırıyor. Oyun, binlerce yıl önce yazılmış olmasına rağmen, hala hiçbir şeyin değişmemiş olduğunu görmek üzücü.  İnsanlar, daha büyük grupların doğrultusunda, bir insanını canını alabiliyor. Aynı Agamemnon’un yaptığı gibi. Ya da kendi kibirleri ve çıkarları yüzünden bazı şeyleri görmezden gelebiliyor. Tarih böyle yüzlerce örnekle dolu. Bir grubun mutluluğu için, başka bir grup feda edilebiliyor.  Atena doğru olanı bildiği halde, o durum için uygun olanı seçiyor. Halbuki en doğru olan, her durumda  aynı kararları uygulayabilmektir.

oresteia

 

Mehmet Berkay Sülek

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s