Janine Jansen-Royal Concertgebouw Orchestra

Rotterdam her ne kadar Hollanda’nın en büyük ikinci şehri olsa da müzik anlamında çok zengin değil. Konserlerin büyük bir bölümü De Doelen’de gerçekleşiyor. Cumartesi gecesi, o şanlı Concertgebouw Orkestrası Doelen’e konuk oldu. Bundan önce gittiğim Rotterdam Filarmoni konserinde salonun büyük bir kısmının boş olması beni düşündürmüştü. Bu konserde ise boş yer yoktu. Bir de Janine Jansen faktörü var tabii. Herkes Hollanda’nın bu iki markasını izlemek için toplanmıştı. Konserin birinci bölümünde Şostakoviç’in “Festival Uvertürü” ve Szymanowski’nin  “Keman Konçertosu No. 1” seslendirildi. İkinci bölümde ise Sibelius’un en sevilen eserlerinden “İkinci Senfoni” yorumlandı.

Ben de ilk defa Concertgebouw Orkestrası’nı dinleyeceğim için çok heyecanlıydım. Konserden önce aklımda bir şey vardı. Geçtiğimiz günlerde ABD’li orkestra şefi Leonard Bernstein’in “Sound of an Orchestra” adlı videosunu izlemiştim. Bernstein bu videoda, “Yapılan en büyük hatalardan biri, orkestraların sabit bir sesinin olduğunun sanılmasıdır. Zaten orkestra her eserde aynı sesi veriyorsa, orada bir sorun vardır” diyordu. Bu konser, Bernstein’in çok hoşuma giden bu ifadelerini test etmek için güzel bir fırsat oldu. Ben her ne kadar bu konuda uzman olmasam da Szymanowski’nin Keman Konçertosu ve Festival Uvertürü arasındaki fark oldukça belirgindi, herkesin anlayabileceği gibi. Orkestra, gerçekten de Festival Uvertürü’nden sonra bambaşka bir sese büründü. Szymanowski’nin bu eseri,  ilk modern keman konçertolarından biriymiş. Janine Jansen bu eseri bence çok iyi bir şekilde icra etti. Gerçekten solist için çok zorlayıcı bir eser. Kemanının çıkarabilceği bütün sesleri çıkarttı herhalde.  Sınırları zorlayan bir performanstı. Bütün salon Janine Jansen’i büyük bir çoşkuyla alkışladı. Jansen, concertmaster ile birlikte bize güzel bir eser dinletti. Jansen’i umarım bir daha dinleme fırsatım olur.

Orkesta genç şef Pablo Heras Casado yönetimindeydi.  Casado, bu eserin altından da kalktı bence. Hele eserin son bölümünde doruğa ulaşıldı, gerçekten  muhteşemdi. Yine son bölümde nefesli çalgılara büyük bir iş   düşüyordu.  Eser seslendirildikten sonra, Cassado bütün nefeslileri alkışlattı.  Eseri dinlerken, “Finlandia” ile ne kadar benzediğini fark ettim. Sibelius bu eseri de özgürlük düşüncesiyle yazmış ki böyle bir sonuç ortaya çıkıyor. Ama gerçekten benim düşündüğüm gibi bir bağlantı var mı bilmiyorum.

Konser, Rotterdam’da şu ana kadar gittiğim en iyi konserdi diyebilirim. Tabii Steven Isserlis’i ayrı bir yere koyuyorum.  Sırada Mart ayındaki iki konser var. Birincisi Hollandalı Bariton Henk Neven’in yer alacağı, ikincisi ise Rus Orkestra Şefi Valery Gergiev’in yöneteceği konser. Gergiev konserinde, Berlioz’un çok sevdiğim “Symphonie Fantastique” ve Weber’in  yine çok sevdiğim “Der Freischütz Uvertür”ü seslendirilecek.  Mutlaka gidilmesi gereken bu iki konseri sabırsızla bekliyorum.

Mehmet Berkay Sülek

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s