Dünyayı Değiştiren Deliler

Deliliği herhangi bir şeyle özdeşleştirmek istesek, bu herhalde ateş olurdu. İnsan beyni dallara benzer, bu dallar yeterince birbirine sürtünmezse, ateş ortaya çıkmaz. Çoğu kişi tarafından deli olarak nitelendirilen insanlar, aslında dalları doğru kullanabilenlerdir. Diğerleri çıkacak ateşten korkarak, kolay yolu seçer ve dünyada yaşayan milyonları oluşturur. Delilik bir engel değil, tam aksine çok büyük bir ateşleyicidir. Tarihteki ilk deli, hiç kuşkusuz Prometheus’tur. O insanlara ateşi, yani bir bakıma deliliği ve yeniliği hediye etmiştir.

İnsanlığın yüzü delilerin attıkları çentiklerle doludur ve bunları ancak aynaya bakınca fark ederler. Deliler kimileri tarafından kısıtlı bireyler olarak görülür ama onlar tam aksine çok daha zengin ve özgürdürler, onların önünde engeller yoktur.  Amaçları çok daha belirgindir ve bu amaca adanmışlardır. Güdülenmeleri çok daha yüksektir ve korkuları yoktur. Normal sayılan insanların önünde din, aile, gelenek gibi engel oluşturan pek çok unsur bulunur. Onlar hayatlarını değiştirecek ateşi yakamamışlardır. Belki de çıkaracakları ateş, kendi  hayatlarının temellerini yakacak türden bir ateş olacağı için, bunu yapmayı göze alamazlar.  Oysa bugün adını andığımız birçok büyük sanatçı, yaktıkları ateşlerle tabuları, kuralları yıkmış ve yeni eserler yaratmışlardır.

Stravinski’nin “Bahar Ayini”adlı eseri, ilk temsilinde büyük bir şok etkisi yaratmıştır. “Kuğu Gölü” gibi bir müzik bekleyen o dönemin seyircisi için, büyük bir şoktur. Alfred Jarry’nin bize de çok uzak olmayan “Kral Ubu” adlı  oyunu, ilk kelimesi olan “Merde” ile büyük bir hışma uğramıştır. Manet’in “Kırda Öğle Yemeği” isimli tablosu, Paris’in Salon Sergisi tarafından reddedilmiş, ancak reddedilenler sergisinde kendine yer bulabilmiştir. Birbirleriyle çok da alakalı olmayan bu figürleri yan yana getirmeye kim cesaret edebilirdi ki…  Bugün bu resim, modern resmin ilk örneklerinden birisi sayılmaktadır. Clement Greenberg “Towards a New Laocoon” adlı makalesiyle 20.yy’da çıkan bu ateşi ilk fark eden isimlerden birisi olmuştur.

Kısa süre önce yayınlanan bir haberde, diğerlerinden  farklı bir frekansta ses çıkaran balinayı tanıdık.  Normal balinaların ses aralığı 15-25 hertz iken, bu balinanın ses aralığı 52 hertzmiş. Türünün rastlanan tek örneği, yıllardır şarkısını kendi cinsinden bir balinayı bulmak için söylemeye devam ediyor ve diğerleri onu duyamadığı için de yalnızlığa mahkum oluyor.

İşte bizim deli diye nitelendirdiğimiz insanların dışlanmasının sebebi de kendilerine ait bir seslerinin olmasıdır. Onlar herkes olmayı reddedip, kendileri olmayı seçmiştir. Nasıl bir müzisyenin kendi sesini bulması önemliyse, bir insanın da günlük hayatta kendi sesini bulması aynı derecede önemlidir.

Bir orkestranın  konser vereceğini ve bir solist sanatçı çağıracağını düşünelim. O orkestrada onlarca sanatçısı olmasına rağmen, bir solist sanatçının çağrılmasının nedeni, diğerlerinden farklı bir sese sahip olması ve eseri diğerlerinin yorumlayamadığı bir şekilde yorumlayabilmesidir. Dinleyiciler konser bittikten sonra, orkestradaki diğer müzisyenlerden çok, solist sanatçıyı hatırlayacaklardır. Okyanuslarda dolanan birbirinin aynı balinaların aksine de yalnızlığa mahkum olmuş o balina hatırlanacaktır.

Mehmet Berkay Sülek

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s