Hz.Muhammed’in Bitmeyen Yolculuğu

Müslüman toplulukların, kendi kutsallarına karşı yapılan eleştirilere daha sert bir şekilde cevap verdiğini görüyoruz. Bunun en büyük sebebi, binlerce yıldır yavaş yavaş yaratılan bir İsa figürü olmasına rağmen, Müslüman toplulukların kendi kahramanları ile ilgili hiçbir şey üretememiş olmasıdır. Burada suçlanması gerekenler, topluluklardan ziyade dinleri yorumlayanlardır.

Hikayeler, şiirler, resimler bir kahramanın yaşamasını sağlar. Kahramanın yolculuğu, kendini daha büyük bir iyilik için feda etmesiyle sona ermez aslında. Ruhunun yeniden yaratılması, zayıf olan insan hafızasının tazelenmesi gerekir. Kahramanın yolculuğu, sanatçıların tasvirleri sayesinde devam eder. Batı dünyası işte bunu yapmakta çok başarılı olmuştur. Son zamanlarda izlediğim bir belgeselde, İsa’nın ilk zamanlarda genç bir erkek olarak tasvir edildiğinden ve Hristiyanların Apollo’dan esinlenerek onun vücudunu ödünç aldıklarından bahsediliyordu. Ancak, bu figürün zamanla yetişkin bir erkeğe dönüştüğünü görüyoruz. İsa, yolculuğunda bir adım daha ileri gidiyor ve tam bir erkek haline geliyor. Zeus’un sakalları İsa’nın bedenine ekleniyor. Sakal her zaman erkekliğin bir sembolü olmuştur. Hatta ülkemizde, ergenlik dönemindeki gençlere sakalları çıkmaya başladığı zaman ‘adam olmaya başladın’ diye takılırız. Bu dönemden sonra, İsa’nın her şeyin üstünde tasvir edildiğini görüyoruz ve İsa tüm haşmetiyle bizi selamlıyor.

Raphael’in ”Transfiguration” adlı eseri bunun en iyi örneklerinden biridir. Hatta, İsa’nın kendini feda ettiği çarmıhtaki anlarında bile onun bu ilahiliğini hissederiz. Bir başka örnek olan Pierro Della Francesco’nun ”Ressurrection” adlı tablosunda yine bu durumu görebiliriz. Ama yine de İsa’nın çok az da olsa bir sonraki evreye geçtiğini söyleyebiliriz. İsa tekrar insan olma yolunda ilerlemektedir. Bir başka basamak, Andrea Mantegna’nın ”Dead Christ” adlı tablosudur. Burada İsa’nın normal bir insandan farkı kalmamış, hatta acınılacak bir şekilde tasvir edilmiştir. Bu tabloda İsa’nın bedeninin solduğunu, hatta çürümeye başladığını görür; yüzündeki acıyı okuyabilir ve İsa’nın bükülmüş ayak parmaklarını görürüz. Bu değişim süreci sadece İsa’yla sınırlı kalmamış, onun yarattığı geleneğin diğer kahramanlarına da yayılmıştır. Buna örnek olarak, Gian Lorenzo Bernini’nin ”Ectasy of Saint Teresa” adlı eserini gösterebiliriz. Bernini’nin bu heykeli yoruma oldukça açıktır. Azize Teresa’nın acı mı çektiği yoksa zevk mi aldığı belli değildir. Kahramanlar, sıradan olma yolunda bir adım daha atmışlardır.

Pierro Della Frencesca-Resurrection

Bernini-Ectasy of Saint Teresa

Batı geleneğinden gelen sanatçıların yaratmış olduğu bu eserler, kahramanın tinsel boyutunu da ortaya koymuş ve onun özümsenmesine yardımcı olmuştur. Kahramanla kendileri arasında özdeşim kurmuşlardır. Bunda kahramanın sadece mükemmeliği değil; zayıflıkları, yani insani boyutunun (Mantegna’nın yaptığı gibi) sergilenmesinin de rolü büyüktür.

Amerika’da bulunan Vietnam Şehitleri Anıtı’nın, bahsetmiş olduğumuz kahramanın yolculuğunu simgelemesi bakımından önemli bir yeri vardır. Eser Maya Lin tarafından gabro taşından yapılmıştır. Oldukça parlak bir yüzeyi vardır ve insanlar kendi yansımalarını görebilmektedir. Tabii ki Vietnam’da ölen askerlerin isimlerinin arkasında bir yansıma olarak. Orada olanın kendi yansımamız, kendi ismimiz olabileceğini hatırlarız.

2001: Uzay Yoculuğu filmi de, bize klasik anlamda bir kahraman sunmasa da önemli bir örnektir. Kahramanımız ana gemiden ayrılır ve filmin başından beri bizi merak içinde bırakan o büyülü kare bloklardan birinin içine girer. Onun zamanla yaşlandığını görürüz ve sonunda ışıklar içinde bir odaya varır. Burada, kendi yaşamının (büyük ihtimalle o odadaki) hallerini görür. Son olarak, onu bir ışık süzmesinin içinde dünyaya bakarken izleriz. Burada, bir şekilde yeniden doğduğunu söyleyebiliriz. Bizim bakış açımıza göre kahramanlık yolculuğunu tersten yaşamıştır.

Müslüman dünyaya baktığımızda ise, bu evrelerin hiçbirinin yaşanmadığını görüyoruz. Burada suçlanması gereken, kutsal kitabı sığ bir şekilde yorumlayarak, insanların kahramanlarına ulaşmasını engelleyen sözde alimlerdir. Bizim kahramanımız tam anlamıyla hiçbir zaman insanlaşamamış ve bunun sonucunda da irdelenememiştir. Kahramanla birlikte gelen erkeksilik de ne yazık ki sorgulanamamıştır. Yani, güç kavramı ve onun nasıl kullanılacağı…

Mehmet Berkay Sülek

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s