Volkan Yosunlu ile tiyatro sanatı üzerine

Bu röportajımı  Moda Sahnesi’nde izleme fırsatı bulduğum, yalın ve etkili oyunculuğunu çok beğendiğim Volkan Yosunlu ile gerçekleştirdim. Yosunlu, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü mezunu. Başarılı oyunculuğuna dizilerden de aşina olduğumuz Yosunlu, Moda Sahnesi’nde  Mert Fırat ve Öznur Şerçeler ile “Bütün Çılgınlar Sever Beni”, yine Mert Fırat ve Didem Balçın’la “Parkta Güzel Bir Gün” adlı oyunlarda rol alıyor ve oyunculuğu ile biz genç tiyatro severler üzerinde etkili izler bırakıyor. İşte Volkan Yosunlu ile yaptığım ve çok keyif aldığım söyleşiden bloğuma yansıyanlar:

Mehmet Berkay Sülek: Söyleşiye “Parkta Güzel Bir Gün” adlı oyunla başlamak istiyorum. Bu oyunun Moda sahnesindeki diğer işlere nazaran, daha klasik bir sahnelemesinin olduğunu görüyoruz. Bu tercih nasıl yapıldı?

Volkan Yosunlu: Aslında oyunun rejisi ve sahneleme tekniği, biraz da textle alakalı bir şey. Text ve yazar ne istiyorsa, onun dünyasından hareketle kuruluyor. Hamlet ya da Roberto Zucco  gibi oyunlar size çok geniş bir çerçeve bırakıyor, çünkü kavramsal dünyası çok daha geniş. Kavramsal dünya genişledikçe, rejiye de farklı atraksiyonlar yapma olanağı sağlıyor. Bizim oyunumuz günün nesnel bir problemi üzerine. Çok fazla başlığı olmadan sahnelendiği için de böyle bir oyun ortaya çıktı. Bunun text ve rejinin karşılıklı ihtiyaçlarının getirdiği bir sonuç olduğunu düşünüyorum.

Mehmet Berkay Sülek: Oyunu izlerken “Adam Adamdır” ve “Zoo Story” gibi oyunlar aklıma geldi. Sizce yazarın bu oyunlara öykünme gibi bir derdi var mı?

Volkan Yosunlu: Genel anlamda  metnin başka bir metne göndermesi yok, çünkü çok güncel bir metin. Günümüzde çağdaş metinler arasında aktarımlar olabilir. Yazar metni bir yere yönlendirebilir ya da bir başka oyunun parçasına gönderme yapabilir. Ama bu oyunda rejiyi ve oyunculukları çalışırken böyle bir şey yoktu. “Adam Adamdır” oyunundaki polisin durumundan ya da halkın polisleşmesinden  bir benzerlik kurulabilir. Burada da benzeyen aslında oradaki karakterler değil, daha çok sistemdir. “Adam Adamdır” oyununda sistem çok iyi bir şekilde ortaya konuyor. Bireyselleşme sonucunda insanların nasıl tek tipleştiğini ve aslında o resmi ideolojinin küçük dünyalarımızda nerelere sızdığını anlatan bir oyun. “Parkta Güzel Bir Gün” de benzer temaları işliyor. Oyundaki sınır muhafızının sanki dünyanın en önemli işini yapıyormuşçasına  davranmasını ve devletin şiddet araçlarını kullanmasını anlatıyor. Belki bu yönden bir benzerlik olabilir.

Mehmet Berkay Sülek: Oyunun metni dolayısıyla günümüze göndermeler yapılabilirdi. Siz bundan kaçınmışsınız ki bence iyi de olmuş. Bu kararı nasıl verdiniz?

Volkan Yosunlu: Bundan özellikle kaçındık, çünkü biz oyuna çalışırken parkla ilgili olaylar yeni sona ermişti. Gezinin bu topluma kazandırdığı değerler hala devam etmekte. Biz bundan imtina etmeye çalıştık. Açıkçası bu arkadaşlar, bu oyunla Gezi’ye gönderme yapmışlar, onu güzellemişler ya da Gezi’yi yermişler gibi şeylerin konuşulmasını istemedik. Böyle bir şeyden kendimize pay çıkartmak  istemedik.

Mehmet Berkay Sülek: Genel olarak oyunların bazı karakterlerinin Türkiyelileştirildiğini görüyoruz. Bunun sebebi nedir?

Volkan Yosunlu: Orjinal metin bir İskoç yazarın metni, doğal olarak İngilizce konuşuyor ama  kendi aksanıyla konuşuyor. Tabii  British English dediğimiz bir mevzu da var. Oyunun genel metninde bir şive kullanımı gerekliydi ama biz Türkçe oynuyoruz. Doğal olarak, bizim de bir fark oluşturmamız, burada yer alan kültürlerin farklılığını göstermemiz gerekiyordu. Aradaki farkı şive ile gösterebildik. Sosyo-ekonomik yapıdaki farklılığı belirtmek, aslında bu Türkiyelileştirme değil, aksine metnin getirdiği bir şey. Ayrıca rejide Kemal Aydoğan’ın da devamlı savunduğu bir şey var: “Hangi oyunu oynarsak oynayalım, bu topraklarla bir ilişki kurması; onların günlük hayatlarıyla bir iletişim içinde olması gerekiyor” der.  Hamlet oyununa gelen seyirciler, Hamlet’i orada bir Danimarka prensi olarak görmüyor; gayet yaşayan bir insan olarak görüyor. Kemal Aydoğan da kurguyu ve rejiyi buna göre uyarladı. Bu oyunda da bu kültürün kodlarını kullanıyoruz. İnsan bilmediği bir şeyin içine giremez, onu hissedemez. Bu topraklarda yaşadığımız hayatla bir bağ kurmak için mesleğimizi yürütüyoruz. Gerici kodlarla da, ilerici kodlarla da bağ kurmaya ve bunu rejide mümkün olabildiğince ortaya koymaya çalışıyoruz.

Mehmet Berkay Sülek: Moda Sahnesi genç bir topluluk, iki senelik bir geçmişe sahip ama bu süreçte Türk yazarların oyunlarına yer verilmediğini görüyoruz?

Volkan Yosunlu: Türk yazarları da konuşuyoruz. “Daha çok genciz, kendimizi şu yazarlarla tanıtalım; ondan sonra şöyle bir yönelimimiz olabilir” gibi bir düşünce yok kimsede. Burada bir sürü oyun okuyoruz, oyunlar tartışılıyor ve hangi oyunların oynanacağına karar veriliyor. Geleneksel olarak bir Shakespeare oyunu yapılıyor. Kemal Aydoğan’ın ve buradaki ekibin, özellikle Shakespera’e çok büyük saygısı var. Kemal Bey, bu metinlerle uğraşmayı seviyor ve devamı da gelecek. Türk yazarların oyunlarının ise belli bir zamanlaması yok. İyi bir metinle, iyi bir rejiyle her an bir Türk yazarın oyunu da Moda Sahnesi’nde oynanabilir. Biz Türk yazarlar ve yabancı yazarlar gibi ayrımlarda bulunmuyoruz. Etnik kökenin bizim için bir önemi yok, asıl olan tiyatro sanatıdır. Bir Türkün, Kürdün ya da Vietnamlı bir yazarın metni gerekli standartları taşıyorsa  ve bizim tiyatro algımıza paralelse bunu ortaya koyarız. Önce şunları oynayarak seyirciyi hazırlayalım, sonra şunları oynarız gibi bir düşüncenin olduğunu sanmıyorum.

Mehmet Berkay Sülek: Sinemada metin bazen bir taslak görevi görüyor neredeyse, tiyatroda metne ne kadar sadık kalınmalı sizce?

Volkan Yosunlu: Bu da tiyatro algısıyla ilgili bir konu. Eğer yönetmen öncelikle yazarın dünyasını kavramaya çalışıyorsa, bence oradan yola çıkmalı. Çünkü yazarın bir derdi var, bir dünya tasarlıyor ve kuruyor. Bunu çok fazla bozacaksan ve kendi dünyana çekeceksen, başka bir metin çalış ya da kendin bir metin yaz. Benim tiyatro algım böyle bir şey. O yüzden yazarın dünyasına biraz sadık kalınması gerektiğini düşünüyorum.Tabii ki söyleyeceğin sözlerin bakış acına göre değiştirebileceğin şeyler olabilir. Ama ana omurgayı metnin oluşturması gerekir. Bunun sonrasında, reji ve oyuncuların yaklaşımı ve bir ortak dünya ön plana çıkmalı. Kendi kavramlarını, kendi metinlerini oluşturup bunları oynayan birçok tiyatro topluluğu var. Ama şu doğrudur, bu yanlıştır denilebilecek bir şey yok bence. Gerçekten önemli olan sahneye çıkan oyun ve oyuncu ile rejideki tatmindir. Bunlar bir araya geliyorsa, hangi teknikle çıktığının çok da bir önemi yok bence.

Mehmet Berkay Sülek: Siz bir karakteri canlandırırken, o karakterin içine girip kendi tecrübelerinizi de kullanarak bir şey mi ortaya koyuyorsunuz; yoksa daha kontrollü bir şekilde, ben şimdi bu karakteri canlandırıyorum mu diyorsunuz?

Volkan Yosunlu: İlk başta bunun bir oyun olduğunu unutmamak gerekiyor. Tiyatro mesleğimiz, ama önemli olan oyun oynamak. Johan Huizinga’nın “Homo Ludens-Oynayan İnsan” adlı bir kitabı vardır. Üniversite yıllarımda beni çok etkileyen bir kitaptır. Orada şunu söyler: “Aslında hayatın birçok alanında oynuyorsunuz. Hukuk, eğitim, meslekler bunların hepsi birer oyundur.” Biz de bunu ekstradan meslek olarak seçmiş insanlarız. Karaktere hazırlanırken, birçok teknik kullanıyoruz. Kişisel deneyimlerimiz, hayata bakış açımız, gözlemlerimiz, politik duruşumuz… Bunların hepsi bir karakteri oluşturuyor. Önce metnin ne istediğini, sonra da rejinin bizden ne istediğini buluyoruz. O ilişkiler alanında, o karakterin çözümlemelerini yapıyoruz. Ancak, ben bir katili oynuyorsam, katil psikolojisi ile uğraşmıyorum tabii ki. Bir katilin çeşitli durumlarda nasıl tepkiler verebileceğini çalışıyorum. Asla kendimi bir katil gibi hissetmiyorum. Yoksa bu şizofrenik bir duruma yol açar. İlk başta oynadığınızdan çıkmış olursunuz. Nihayetinde seyirci de biz de bunun bir oyun olduğunu biliyoruz.

Mehmet Berkay Sülek: Bu keyifli söyleşi için çok teşekkür ederim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s