Rauschenberg ve Banksy

Slaughter House

Sokak sanatı her zaman önyargıyla yaklaştığım bir alan olmuştur. Banksy’nin New York’ta geçirdiği bir aylık sürede yaptığı işleri görünce, onu ve sanatını takdir eder hale geldim. Banksy aslında 20.yy’da yaşanan arayışa bir çözüm getirmiş gibi gözüküyor. Pop Art yakın zamana kadar çok hoşlanmadığım bir akımdı. Bugün ne yapmaya çalıştıklarını daha iyi anlıyorum. Pop Art akımında Rauschenberg’in ayrı bir yeri var bence. Bunun yanında Rauschenberg’n Banksy’nin doğrudan akrabası olduğunu bile düşünüyorum. New Yorklu graffiticilerden bile daha yakın bir ilişkisi var.

Banksy, öyle bir marka haline gelmiş ki New York gibi mega bir şehri bir ay boyunca esir alabiliyor. 2013 yılında New York’ta en çok ilgi çeken Night Vision Horses” , Mobile Waterfall” ve Silence of the Lambs Slaughter House” adlı yapıtları oldu. Bence bu üç yapıt onun değerini anlatmak için yeter de artar bile. Sonunda o gerçek bir sanatçı ve yapıtları insanlara dokunabiliyor. Banksy bu yolda ilerlerken, oyunu kuralına göre oynamış ve kendinden önceki birçok büyük sanatçı gibi kendisini bir marka haline getirmeyi başarmış. Kendisini bir marka olarak sunması tartışılabilir olsa da mevcut sistemde başka bir şekilde var olabilmenin mümkün olmadığını anlamamız gerekiyor. Banksy ve diğer sokak sanatçıları, yapıtlarını dünyanın birçok yerine yerleştiriyorlar. İlk bakışta pek ilişkilendiremesek de sokak sanatçılarını Rosalind Krauss’un kavramlarıyla daha iyi açıklayabiliriz. Krauss ne doğanın ne de mimarinin parçası olan yapıtları, heykel olarak gösteriyordu. Bu açıdan bakarsak, onları birer heykel olarak da görebiliriz. Banksy’nin yine New York’ta fakir bir mahallede yaptığı Urban Sphynxaadlı yapıtı bunun en iyi örneği olacaktır. Rosalind Krauss belki hemfikir olmazdı ama New York’ta bulunan 5Pointz” noktası da bu anlamda bir yapıt. Rosalind Krauss’un Axiomatic Structure” adını verdiği bir yapı olarak görebiliriz. Banksy ile ilgili belgesellerden birinde bu binanın yıkılmak üzere olduğundan bahsediliyordu. Ülkemizde de çokça rastladığımız gibi, salt rant için yıkılan bir kültür anıtını daha görüyoruz.

Monogram-Rauschenberg

Night Vision Horses

Sokak sanatçıları, 20.yy’da yaygınlaşmaya başlayan tipogragi sanatını çok iyi bir şekilde kullanıyorlar. Bu alan, sokak sanatının damarlarından birini oluşturuyor aynı zamanda. Bunlar olmadan sokak sanatı düşünülemez hale geldi artık. Aralarında doğrudan bir etkileşim olmayabilir ama Rauschenberg ve sokak sanatçıları arasında stilsel benzerlikler olduğunu düşünüyorum. Banksy’nin Night Vision Horses” adlı eseriyle Rauschenberg’in  Monogramı arasındaki benzerlikleri görebiliriz. Banksy hakkında hiçbir şey bilinmese de sıradan biri olmadığını, sanat tarihi hakkında önemli bir bilgisi olduğunu düşünüyorum. Bu eserinde direk olarak Rauchenberg’e öykünmüş bence. Monogram 2.0da diyebiliriz bu esere. Rauschenberg’in kolaj tekniğinden dolayı, kullandığı objeler bir yapıştırma gibi duruyor tuval üzerinde. Sokak sanatçılarının en çok kullandığı yöntemlerden birisi bu olsa gerek. Sokak sanatında kullanılan renklerle yine Jasper Johns’un eserleri arasında da bir bağlantı kurabiliriz. Johns’un haritası ya da numaraları kullandığı eserlerindeki renklerin, sokak sanatında kullanılan renklerle bir uyum gösterdiğini sezebiliyoruz. Renklerin özgürce kullanıldığı hissini uyandırsa da aslında kontrollü bir kullanım olduğunu görüyoruz.

Shepard Fairey-Hope

0-9 Jasper Johns

Bence sokak sanatçıları, başta Pop-Art olmak üzere, 20.yy’da yaşanan arayışlara bir cevap vermişlerdir. Bunu kendi basit yöntemleriyle yapmışlardır. Banksy ve Shepard Fairey gibi sanatçılar sayesinde, sokak sanatının değeri anlaşılmaya başlanmış durumda. Bazı tutucu klasikçiler sokak sanatını kitsch olarak nitelendirebilirler ve kendi yüksek sanatçılarının yapmış olduğu eserleri dekoratif bir şekilde asabilirler ama gerçek şu ki, sanat sokaklarda daha özgür bir şekilde bir yaşamını sürdürüyor ve alımlanıyor. Ali Akay bir konuşmasında kültür ve sanat kavramının birbirine zıt kavramlar olduğunu söylüyordu. Kültürün daha koruyucu bir anlamı olduğunu, ama sanatın ilerleme anlamına geldiğini belirtiyordu. Buradan yola çıkarsak, sanat yapıtlarının büyük kültürel yapılara doldurulmasının ne kadar büyük bir yanlış olduğunu da anlayabiliriz.

Mehmet Berkay Sülek

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s