İktidarın Rengi Kırmızı

Kırmızı rengi, her zaman ayrı bir öneme sahip olmuş ve insanları büyülemiştir. İnsan üzerinde en çok duygulanım uyandıran renktir. Sevgi ve nefret, ölüm ve yaşam gibi zıt duyguları uyandırabilme gücüne sahiptir. İnsanın kendi özüne verdiği önemden kaynaklanır bu rengin cazibesi. Yüzde 30 gibi bir oranla, bayraklarda en fazla kullanılan renktir. Bu bir tesadüf olmasa gerek. Kırmızı renginin uyarıcı etkisi de çok büyüktür. Devletlerin hemen hepsinin savaşlar sonucunda kurulduğunu ve sınırların çizildiğini, yani o bölgedeki insanların belli bir alana hapsedildiğini biliyoruz. Bayraklarda yer alan kırmızı rengi, hem dış dünyaya karşı bir uyarı niteliğindedir; hem de toplumun her alanında kullanılan kural koyucu olan kırmızının tamamlayıcısı ve bütünüdür. En basit anlatımla trafik ışıklarında olduğu gibi, düzensizliğin ortaya çıkarabileceği kaosu hatırlatır. Kırmızı, kesinlikle iktidarın rengidir. Soyut dışa vurumcu sanatçılar, özellikle de alan resmi kanadında yer alanlar, kırmızıyı yoğunlukla kullanmışlardır. Kuşkusuz saf renklerin kullanıldığı bu akımda, Rothko ve Barnett Newman gibi ressamlar kırmızının gücünü kullanmışlardır. Kırmızının tüm ifadelerini tuvallerine yayarlar. Kırmızı, ayrıca herhangi bir bağlama gerek kalmadan var olabilen tek renktir. Oysa mavi, sarı ve turuncu belli bir yere yerleştirildiklerinde anlam kazanırlar.

Çinli sanatçı Xu Tan, Cowin Global Endüstriyel Parkı’ndaki işçilerle bir çalışma yürütmüş; onlara 115 anahtar kelime vermiş ve bu kelimelerin altını renkli kalemlerle (onların üzerinde uyandırdıkları duygulara göre) çizmelerini  istemiştir. İşçilerin çoğu, aile kelimesinin altını kırmızı kalemle çizmiştir. Bunun da kırmızının anlamının nasıl değişken olabileceğine dair iyi bir örnek olduğunu görüyoruz.

Marc Quinn, kırmızıyı en iyi kullanan sanatçılardandır. Her ne kadar şimdilerde Damien Hirst takımında olduğunu düşünsem de, kendi kanından yarattığı heykel unutulmazdır. Aynı şekilde “Meat” tabloları, çok basit bir şekilde kırmızıyı, onun uyarıcılığını ve sanat marketinin vahşiliğini gözler önüne serer.

“Aynanın hayaleti, tenimi dışarı sürükler ve böylece vücudumun bütün görünmezi, gördüğüm öteki vücutları sarabilir; aynı şekilde, benim gözüm onlara geçer; insan, insan için aynadır. Ayna ise, şeyleri gösterilere, gösterileri şeylere, beni başkasına  ve başkasını bana dönüştüren bir evrensel büyünün aletidir. Ressamlar çoğu kez aynalar üzerine düş kurmuşlardır, çünkü bu ”mekanik zımbırtı”nın altında (perspektifin altında olduğu gibi) görenin ve görünenin dönüşümünü tanımaktaydılar-ki bu, tenimizin ve onların istidadının tanımıdır.” Maurice Merleau-Ponty-Göz ve Tin

Sinemada ise Gaspar Noe’nin “Seul Contre Tous” filmi kırmızı rengiyle örülüdür. Bu oldukça rahatsız edici Noe filmi, kullandığı kırmızı gibi oldukça çarpıcıdır. Noe, filmin sonunda seyirciye istediğini verecekmiş gibi yapar ama yine vurucu darbesinin sona saklamıştır. Aynı anda hem şefkat, hem de iğrenme hissederiz. Kırmızıya, yani kana duyduğumuz saygı ve onun bize hatırlattığı ölümlülüğe karşı duyduğumuz çaresizlik gibi…

Mehmet Berkay SÜLEK

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s