Günümüzde Sanatçı Miti

Çağdaş sanat, bugün çoğu kimse tarafından küçümseniyor. “Bunu ben de yaparım”, “Bu sanat mı?” gibi ifadelerle sık sık karşılaşıyoruz. Bunun en büyük nedeni, çoğu kimsenin aklında yer etmiş olan sanatçı imgesidir. Sanatçı, kendisini stüdyosuna kapatan, aylarca oradan çıkmayan, üstün zanaatkarlığını sergileyen kişidir. İnsanlar bu imgeden yola çıkarak, o çabayı, o üstün zanaati görme amacındadırlar. Çağdaş sanat ise bunların hiçbirini onlara sunmaz. Marcel Duchamp ve Andy Warhol gibi isimler, bu sanatçı mitinin tam karşısında yer alırlar. Bazılarına göre Warhol’un baskıları, Brillo Kutusu ve Duchamp’ın hazır nesneleri hiçbir yetenek ortaya koymaz. Bir galeri ya da müzeye giden ve eşsiz zanaatkarlık karşısında kendinden geçmeye hazır olanlar için, bunlar sadece gülüp geçilecek şeylerdir. Rönesans ressamları ve daha sonra da gerçekçi ressamların sevilmesinin nedeni, hiç kuşkusuz zanaat güçleridir. Bugünün boya bloklarının ve küreklerinin sevilmesinin nedeni ise onların arkasındaki kavramsal güçtür. Aslında Rönesans sanatçılarının tam anlamıyla özgür olduklarını söyleyemeyiz. Sanatçılar var olabilmek için, büyük ailelerin arkasına sığınmak zorunda kalmışlar ve dolayısıyla onların istedikleri şeyleri resmetmişlerdir. Bosch ise “Dünyevi Zevkler Bahçesi” adlı eseriyle döneminin diğer sanatçılarından ayrı bir yerde durur. Rönesans döneminin en bilinen sanatçısı Raphael, ömrünün büyük bir bölümünü Meryem ve İsa tablolarıyla geçirmiştir. Raphael ve Van Eyck gibi sanatçıların bu kadar popüler olmasının nedeni, yaratılmış olan bu sanatçı mitidir. Örneğin Van Eyck’ın “Arnolfini Evlenmesi” adlı eserini ele alalım ve eserin küçük sayılabilecek bir kısmını kaplayan köpeğe bakalım. Van Eyck’ın, köpeğin tüyleriyle nasıl tek tek uğraştığını görebiliriz. Modern dönemde yaşanan değişikliği görmek içinse Dali’nin İsa’sına bakabiliriz. Bu tabloda da güçlü bir işçilik görürüz ama arkasındaki düşünce çok daha kuvvetlidir.

Bugün sanat kategorisine sokulup sokulamayacağı en çok konuşulan dal, video çalışmalarıdır herhalde. Katıldığım bir derste, Ali Kazma üzerine bir tartışma yaşandı. Sınıftaki öğrencilerin çoğu, Ali Kazma’nın sanatçı olmadığı konusunda hem fikir gibiydiler. Büyük bir ihtimalle çoğu kişi aynı görüşte olacaktır. Bu da yine yaratılan sanatçı mitiyle ilgilidir. Ali Kazma, hiç kuşkusuz Duchamp geleneğinin bir devamıdır ve yaptığı işler bu bağlam içinde yer alır. Bu türler işler, seyircisinden zaman ve bir hazırlık beklemektedir ama bizler tembelliğe çok alışmış durumdayız. Bir eseri gördüğümüzde hemen anlamaya çalışıyor, bunu başaramayınca da onu kötü bir eser olmakla suçluyoruz. Özellikle bizim gibi son derece pragmatist bir eğitim sisteminden gelen insanlar için, bu eserleri anlamak çok daha zor hale geliyor. Ali Kazma’nın işlerini işbirlikçi olarak nitelendirebiliriz. Seyircisini, belgelemiş olduğu yerleri sorgulamaya davet ediyor ve bunu yaparken de kendi sesini mümkün olabildiğince saklıyor. Gerçekçiliğin göklere çıkarıldığı bir yerde, gerçeği aksatmaya dayalı bir sanatın takdir görmesini beklemek de hayalcilik olur. Yine de videonun bugün en çok kullanılan formlardan biri olduğunu görüyoruz. Bunun en iyi göstergelerinden biri, 1984’den beri düzenlenen Turner ödülünü tam 7 kez video sanatçılarının kazanmış olmasıdır. Bizim gibi hap bilgilerle donatılmış olan insanlar için, kendi başımıza bir şeyi anlamlandırmak büyük bir dert haline geliyor. Oysa çaba sarf etmek zorunda olan sadece sanatçılar değildir. Bizlerin de aynı çaba içinde olmamız gerektiğini artık anlamamız gerekiyor.

Mehmet Berkay Sülek

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s