M Üzerine…

M harfinin ilk bakışta, diğer harflerden bir farkı yokmuş gibi gözüküyor. Latin alfabesinin ortalarında yer alan önemsiz bir harf diyebilirsiniz ama insan anatomisiyle doğrudan alakalıdır ve en temel sesi ifade eder. Bernstein’ın Norton derslerinde verdiği bir örneğini ele alalım. Bernstein sözünü ettiğim derste, karnını doyuran bir bebeği hayal etmemezi istiyordu. Bebek ağzını açtığında çıkaracağı ilk ses ma olacaktır. İki kere tekrarladığında ortaya çıkan ise mamadır. Türkçe’de küçük çocukların dilinde yemek anlamında olan bu sözcük, hepimizin bildiği gibi İngilizce’de de anne sözcüğüne denk geliyor. Türkçe’den bir başka örnek de meme sözcüğüdür. M harfi  Latince’ye birçok dilden geçerek yerleşmiştir. Mesela Sami alfabesi, suyu m  ile ifade ediyordu.

M harfi insanların anatomik sınırlılığından ortaya çıkar. Aslında kodlanmadan çok daha önce var olan bir ses olarak nitelendirebiliriz. Birinci şahıs zamirlerinin, özellikle m harfiyle başladığını görürüz. İngilizce’de my, Almanca’da mein, İtalyanca’da il mio, Hırvatça’da moj. …. Eski Türkçe’de ise ben yerine menin kullanıldığını görürüz. M harfi insanlara konuştukları şeyi bireyselleştirme imkanı verir. Türkçe’de bir şeyi küçültmeye çalıştığımızda da aynı kelimeyi tekrarlarız ve ikinci kelimenin ilk harfini m ile değiştiririz. Burada amacımıza ulaşmanın yanında, onu kendimizin haline getiririz.

Üç kutsal din de kurtarıcılarını Mesih olarak nitelendirmiştir. Yine kendilerine ait olan ilk şeyi kullanmışlardır. Mesih kavramından insan doğasına dair bir şeyler öğrenebiliriz belki… Kendini halktan ayrı tutan birçok kişi, halkı gerçeklere gözünü kapamakla suçlar. Bu kısmen doğrudur. Mesih kavramı da bir farkındalık olabileceğini düşündürür. Mesih, dünyayı yeniden düzene oturtacak kişidir. O insanların arasından, onun adını söylemeleriyle ortaya çıkacaktır. İnsanların temelli bir değişim isteğinin ifadesidir Mesih kavramı.

M ile başlayan diğer önemli bir kavram ise modernliktir. Modern kelimesi bu anlamda çok eskidir. Aslında güncel olanı, yeni olanı değil, eski olanı temsil eder. Modernlik gerçek anlamda olmasa bile, ilk insandan beri var olan bir kavramdır. İnsanlığın bu tarih boyunca ayağını sürümesine neden olan bir prangadır.

Aristoteles’in mimesis kavramı da bize çok şey söyler. Aristoteles’e göre sanatlar doğanın taklidine dayalıdır. Aslında dil ve kelimeler de bir şeyi anlamlandırmamıza, beynimizde cisimleştirmemize, yani onun taklidini oluşturmamıza yardım eder. Ağzımızdan çıkan ilk ses ile birlikte dünyayı anlamlandırmaya, benliğimizde onun bir kopyasını oluşturmaya başlarız. Yani aslında onu sanat yoluyla değil, ses ve dil yoluyla taklit ederiz.

Mehmet Berkay Sülek

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s