Binadaki İz

Bugün kent olarak adlandırdığımız alan, hiç kuşkusuz iktidarın elindedir. İktidarda bulunan kesimin yapıları ve insanları yeşerir günümüzün kentlerinde. Bu kentler, gizli bir sınıf çatışmasının yaşandığı alanlardır. Bunu İstanbul gibi çok kültürlü bir şehirde görmek çok daha kolaydır. Bunun çok da adil bir mücadele olduğunu söyleyemeyiz. Gücü elinde bulunduran sınıf ya da etnik grup, zamanla diğer grubu hazmedecektir. Tarih bunun gibi onlarca olayla doludur.

Çağdaş dünyanın oluşmasında, kurulan uygarlıkların yanında yıkılanların da etkisi vardır ve bunun en iyi tanıkları mimari yapılardır. Günümüz sanatçılarının da bu mekan ve güç kavramlarını ele alarak birçok eser yarattığını görüyoruz. Binalar, her zaman için insanlar için en önemli şey, varlığımızın devam edebilmesi için en önemli destekçimiz olmuştur. Büyük bir mücadelenin yaşandığı doğada kendi alanını korumak daha önemli hale geldiği için, mekanın içinde olanlar ikinci plana düşmüştür. Çağdaş dünyanın yaşadığı en önemli sorun budur belki de.

Kolombiyalı sanatçı Doris Salcedo’nun “Shibboleth” adlı eseri bu anlamda çok önemlidir. Sanatçı bu eserinde Tate Modern Müzesi’nin Turbine Hall’una uzun bir yarık oluşturmuştur. Solcedo, bu eserin öteki olmakla ilgili olduğunu söylüyor bir röportajında. Eserin sergilenişinin üzerinden uzun süre geçse de yarığın izleri alanda görülebiliyor. Solcedo’nun eseri, bireylerin tarihte yer etmiş izleri görmeden geçtiğini işaret ediyor belki de. Solcedo, yarık kapansa da izlerin her zaman mevcut kalacağını söylüyor.

Ryan Gander’ın “documenta 13” için gerçekleştirmiş olduğu “I Need Some Meaning, I Can Memorise” adlı eseri ise Salcedo’nun eseriyle büyük oranda örtüşüyor. Gander’ın Salcedo’dan esinlenmiş olabileceğini de söyleyebiliriz. Gander’ın eseri, sadece büyük beyaz bir oda ve tavana yerleştirilmiş olan makineler sayesinde yaratılan rüzgar hissinden oluşuyor.Gander, hiç unutamayacakları ve belki de tarihe tanıklık edeceklerini düşünerek gelen izleyicileri kendi başlarına bırakıyor. Gander’ın başlığı da bu büyüleyici sanat mitosunu ele alıyor. Çoğu zaman, devamlı iletişim içinde olduğumuz insanların yüzleri, hatta binalar bile bizim için silikleşir. Onlara tam olarak dokunamadığımızı dışarıdan baktığımızda anlarız. Gander da Salcedo gibi kendi sanatçı kimliğini büyük oranda silerek, yani bir anlamda kurumların ve tarihin dayatmış olduğu sanatçı kimliğinden sıyrılarak izleyicileri düşünmeye teşvik ediyor. Gander kendi derdini ve varlığını hafif bir esintiyle belirtiyor sadece ve kurumsallaşmanın altında silinip giden kimliklere işaret ediyor.

Kavramsal sanatçı Lawrence Weiner ise “As Far As The Eye Can See” adlı eserinde başlığının aksine ilk anda görünür bir eser ortaya koyuyor. Weiner bu yapıtıyla mekan, kurumsallaşma, kollektif insan bilincinin yetersizliği ve umarsızlığını esprili bir dille ifade ediyor. Weiner gibi sanatçıların eleştirdikleri düzenin duvarları arasına sıkışmış olmaları ilk başta bir çelişki gibi gözükebilir. Bunun yanında sanatçıların da yeterli örgütlenme ve üretim gücünden yoksun bırakılan halktan destek almasını beklemek hayalcilik olurdu.

Handan Börüteçene’yi Ahu Antmen’in bir dergide çıkan makalesi sayesinde tanıdım ve kendisine tam anlamıyla hayran oldum. Börüteçene kesinlikle bu toprakların yetiştirmiş olduğu en yetenekli sanatçılardan biri. Özellikle 9. İstanbul Bienali için gerçekleştirmiş olduğu eserini çok başarılı buldum.  Börüteçene bu eserinde Şişhane’de bulunan bir binanın önüne mercekler yerleştiriyor ve bu binanın altında kalan şeyleri de düşünmemizi sağlıyor.

Börüteçene’nin 9. İstanbul Bienali’nin Paralel Projeler/Konumlandırmalar Bölümü kapsamında Şişhane’deki Frej Apartmanı’nın önüne yerleştirdiği mercekler de hatırlanabilir. Sanatçının 1980’li yıllarda restorasyonunu da yaptığı yaptığı bu apartmanın üzerine 2005 yılında 150 tane mercek yerleştirmesi, sokaktan geçenlere bir çağrıdır. Pera Bölgesinde, Pera’nın belleğini taşıyan apartmanların çoğunun halini düşündükçe bu çağrının ne kadar sessiz, ne kadar mütevazı olduğunu düşünürüm hep. Ama sanatçı burada yalnızca 100 küsur yıllık binaya işaret etmemektedir. ………………….

Sarkusyan Binası, Börüteçene tarafından aynı malzeme kullanarak restore edilmiştir ve yapıtın gerçek anlamı da burada saklıdır. Biyokalkarelnit, Börüteçene’nin anlattığına göre bugün üzerinde yaşadığımız bölgede 60 milyon yıl önce denizler yükselip kara parçalarına dönüşmeye başladığında oluşan ve ta o zamanların deniz kabukları ve mercanlarıyla dolu olan bir yapı malzemesidir.

Ahu Antmen-Hatırlamak sanatı: Handan Börüteçene (Sanat Dünyamız)

Christo ve Jeanne Claude ise çok daha büyük boyutlu işler ortaya koyuyorlar. İktidar tarafından yaratılan mekanları ve onların aktif bir parçası olmakla içselleştirdiğimiz değerleri sorguluyorlar. Wrapped Reichstag, bugün ana akım medyanın çığırtkanlığını yaptığı devlet organlarının yaptırımlarını sorgulamamızı sağlıyor. Nitekim Reichstag, Hitler dönemine kadar Alman parlamentosunun toplandığı bina olarak hizmet görüyor ve bugün hala meclis binası olarak kullanılıyor.

Gordon Matta Clark ise eserleriyle tam anlamıyla Handan Börüteçene’nin yaklaşımıyla örtüşüyor. Yalnız Amerikalı bir sanatçı olan Clark’ın Amerikan ruhundan da etkilendiğini söyeyebiliriz. Sanatçının en bilinen eseri Splitting. Matta Clark eserlerinde daha küçük toplumsal yapılara odaklanmayı seçiyor. Bu anlamda bu yazıda yer alan diğer sanatçılardan ayrılıyor. Binalarda açmış olduğu olduğu yarıklar ve deliklerle amacı binaların yapısını değil, binaların çevrelemiş ve hapsetmiş olduğu birey-toplum ilişkisini göstermek.

Mimari yapıları, sadece bize korunak sağlayan yapılar ya da estetize yaratılar olarak göremeyiz. Bu sanatçıların yapmış olduğu gibi sistemin yapısını ortaya koymalı ve sorgulamalıyız. Oysa bugün organize olmaktan aciz olan topluluklar, Auschwitz gibi 20.yy’ın en büyük trajedisinin yaşandığı bir yeri turist olarak ziyaret etmekte; böylece istemeden de olsa binalarda yer etmiş izleri silikleştirmekte ve anlamlarını kaybetmelerine neden olmaktalar.

Mehmet Berkay Sülek

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s