Bir Yönetmen

Jean Luc Goddard

Jon-Luc Godard, "New Wave" film director  NYC 4/70  sheet 612 frame 16Jean-Luc Godard (d. 3 Aralık 1930) Fransız ve İsviçreli film yönetmeni ve sinema eleştirmeni. Fransız Yeni Dalga Akımının en etkili üyelerinden birisi.

1930 yılında İsviçre kökenli Fransız orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak Paris’te doğdu. Babası kendine ait bir kliniği olan bir doktor, annesi ise İsviçre’nin tanınmış bankacı ailelerinden birisinin kızıydı. 2. Dünya Savaşı sırasında İsviçre’de yaşadı , 1940’ların sonuna doğru ailesi boşanınca Godard etnoloji (budunbilim) okumak için 1949 yılında Sorbonne Üniversitesine girdi. Bu zaman dilimi boyunca Cinekulüp ve Cinemateque’e katıldı. Godard Yeni Dalga Akımı’nı alevlendiren insan olarak bilinen Andre Bazin ile burada tanıştı.

“Nouvelle Vague” (Yeni Dalga), geleneksel Fransa sinema trendinden farklı bir sinema biçimini kullanan, belli bir fikir üzerinde birleşip buna göre film çeken genç bir yönetmen grubunun oluşturduğu bir akımdır. Yeni Dalga içinde sayılabilecek yönetmenler Jean-Luc Godard, François, Truffaut, Jacques Rivette, Eric Rohmer ve Claude Chabrol’dür. 1959 yılında eş zamanlı olarak çektikleri filmlerde verdikleri mesaj aynıdır: “Herkes film yönetmeni olabilir.”

Godard, Erich Rohmer ve Jacques Rivette ile “Cahiers du Cinéma”‘yı çıkardı, aynı zamanda sinema ile ilgili makaleler de yazmaya başladı. Bir iki kısa film denemesinin ardından 1960  yılında ilk uzun metrajlı filmi Serseri Aşıklarının (A Bout de Souffle) çekimini tamamladı.

Jean Luc Godard, tüm zamanın en iyi yönetmenlerinden biri olarak nitelendiriliyor. Hatta sinemayı Godard’ın filmi Serseri Aşıklar’dan önce ve sonra olarak ayıranlar bile var.

Çağdaş Sinema burada başlıyor. 1942’deki Citixen Kaneden bu yana hiçbir çıkış filmi bu kadar etkili olmamıştı.-

Chicago Sun Times

250px-Ingmar_Bergman_SmultronstalletIngmar Bergman

İsveçli oyun yazarı ve film yönetmeni.

Bir Protestan papazın oğlu olarak 1918’de İsveç Uppsala’da doğmuştur. Çok sayıda evlilik yapmıştır. Bunların sonuncusu, kült oyuncusu Liv Ullmann’dır. Diğer kült oyuncusu ise Max von Sydow’dur. 30 Temmuz 2007’de sabahın erken saatlerinde İsveç’te Farö adasındaki evinde 89 yaşında ölmüştür. Kızı Eva Bergman tarafından uykusunda öldüğü açıklanmıştır. Bergman 2005 yılında Time Dergisi tarafından dünyanın yaşayan en büyük yönetmeni olarak nitelendirilmiştir. 9 defa en iyi yönetmen Oscar’ına aday gösterilen Bergman’ın eserleri, 1960, 1961 ve 1983 yıllarında en iyi yabancı film Oscar’ı ödülünün sahibi oldu.

Birçok filminde karakterleri, sanat çevreleri içine yerleştirmiştir. Kadınlardan yanadır. Filmlerinde tavrını daima kadınlardan yana koyar. Mizahi ve eğlenceli filmler de yapmıştır.

Papazlar, bir ‘sorunsal’ olarak dahil edilir filme. Aşkımızın Üstüne Yağmur YağıyorduYedinci Mühür ve Cehennemi Karanlıkta Müzik filmlerinde açıkça iticidirler. Bir Aşk Dersi ile Bir Yaz Gecesi Gülümsemeleri’nde mizahi bir dille hicvedilirler.

Ingmar Bergman, en sevdiğim yönetmen diyebilirim. Sinema sanatına ilgi duymamda çok büyük bir katkısı olmuştur. İsveççe’yi bana sevidiren adamdır aynı zamanda.

Vittorio De Sica

Roma ile Napoli’nin tam ortasında yoksul bir yer olan Sora’da doğdu. Yoksul ailesine yardımcı olmak için genç yaşta memur olarak çalışmaya başladı. Roma’daki Yüksek Ticaret Enstitüsü’ne gitti. Daha sonra Roma Üniversitesi’nden muhasebeci olarak mezun oldu. De Sica, meslek hayatına 16 yaşındayken Clemenceau Olayı‘nda (Il processo Clemenceau) Clemenceau’yu oynamaya ikna edilerek oyuncu olarak başladı.

Askerliğini yaptıktan sonra, Tatiana Pavlova’nın tiyatrosunda garson rolüyle ilk kez sahneye çıktı. 1920’li yılların sonlarında da tiyatroda çalışmayı sürdürdü. 1923’te Tatiana Pavlova’nın tiyatro topluluğuna katıldı. 1933’te oyuncu eşi Giuditta Rissone ve Sergio Tofano ile birlikte kendi topluluğu ZaBum’u kurdu. Tolpuluk, genellikle hafif komediler sahneledi; ancak, Pierre Beaumarchais oyunları da oynadı. Ayrıca, Luchino Visconti gibi ünlü yönetmenlerle çalıştı.

1931 ile 1940 arasında 23 filmde oynayan De Sica, o dönemde müzikaller ve hafif romantik komedilerde büyük başarı kazandı. Beyaz perdedeki popülerliği De Sica’ya, kamera arkasına geçip romantik bir komedi olan İki Düzine Kırmızı Gül (Due dozzine di rose scarlette – 1939) ile yönetmenliğe geçmesini sağladı.

Yeni gerçekçi İtalyan senarist Cesare Zavattini ile karşılaşması önemlidir. Bu işbirliğinden, yeni gerçekçi sinemanın önemli eserleri arasında sayılan, yönetmenliğini Sica’nın yaptığı Kaldırım Çocukları (Sciuscià, 1946) ve Bişsiklet Hırsızları (Ladri di biciclette, 1948) filmleri doğdu.

En beğenilen filmlerinden biri, Alberto Moravia’nın romanından uyarlanan, başroldeki Sophia Loren’in Oscar’ı kazandığı ve bugün bir klasik kabul edilen, İki Kadın’dır. (La Ciociara, 1960)

150’den fazla filmde oynamış ve 34 film yönetmiş olan De Sica, Paris yakınlarındaki Neuilly-sur-Seine’de 13 Kasım 1974’dee öldü.

De Sica’nın İtalyan Yeni Gerçekçi Sineması’nın en önemli isimlerinden biri olduğu aşikar. Bu İtalyan ustanın en bilinen filmi ise Bisiklet Hırsızları. De Sica’nın ne kadar büyük bir isim olduğunu Bazin’in onun için methiyeler düzmesinden de  anlayabiliriz.

Federico Fellini

İlkokul eğitimini, Rimini’de San Vicenzo rahibelerinden aldı. On yaşındayken evden kaçıp bir sirke girdi. 1938’de üniversiteye kaydını yaptırdı; fakat derslere devam etmek yerine mizah dergisi “420” ve resimli roman dergisi “Avventuroso” için çalışmaya başladı. 1939’da Roma’ya gitti ve karikatür sanatçısı olarak çalıştı. 1939-1940 yılları arasında radyo oyunları ve filmler için espriler yazdı. 1943’de oyuncu GiuliettaMasina ile evlendi. Bir çok filmde birlikte çalıştılar. 1944’deRoberto Rosselini ile birlikte “Roma, Città Apperta (Roma Açık Şehir)” filminin senaryosu üzerine çalıştı. 1946-1952 yılları arasında senaryo yazarı ve yönetmen yardımcısı olarak Rosselini, Alberto Lattuada ve Pietro Germi ile çalıştı. 1950’de ilk filmini Lattuada ile birlikte yönetti. Başarılı sinema kariyeri boyunca dört kez En iyi Yabancı Film Oscar’ını aldı. 1993’de meslek yaşamında gösterdiği başarı için özel bir Oscar’la onurlandırıldı. Ekim 1993’de Roma’da kalp krizinden öldü.

Fellini’nin 8.5 filmini ilk defa 13 yaşındayken izlemiştim. Canım Empire Türkiye dergisinin verdiği ilk DVD’ydi. Fellini sayesinde sinema sanatına olan sevgim ve saygım arttı. Onun sayesinde bambaşka bir sinema dünyasının olduğunun farkına vardım. Fellini beni ucuz Amerikan filmlerinden kurtaran yegâne isimdir. Fellini’nin kalbimde çok ayrı bir yeri vardır. Bu ölümsüz yönetmenin La Dolce Vita adlı filminden bir sahneye göz atalım.

William Wyler (d. 1 Temmuz 1902 – ö. 27 Temmuz 1981Oscar ödüllü film yönetmeni. Oldukça üretken olan Wyler aynı zamanda mükemmeliyetçiliği ile tanınırdı. Filmlerinde her sahneyi onlarca defa çekmesi ve tam bir yer, hikâye, ekip kontrolü istemesiyle bilinirdi. Bu mükemmeliyetçiliği onun hem halk hem de eleştirmenler tarafından çok başarılı kabul edilmesiyle ödüllendirildi.

Oscars

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s